Mayıs 24, 2007 4:57 pm (Turizm)
Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Vakfı ve Club Resort Select Maris işbirliği ile 18-20 Mayıs tarihleri arasında Marmaris´te düzenlenen “Türk Turizminin Çeşitliliği: Avrupa Pazarında Gelişmeler, Risk ve Fırsatlar” konulu turizm sempozyumu başladı. TAM Direktörü Prof. Dr. Faruk Şen, Turkon Holding Turizm direktörü Dieter Schenk ve Select Maris Genel Müdürü Johan Cornelis´in açılışını yaptığı kongrede Türk turizminin izlemesi gereken yeni stratejiler üzerinde duruldu. Prof. Dr. Faruk Şen, açılış konuşmasında Türkiye´nin son yıllarda turizm alanında kaydettiği gelişmenin durma hatta gerileme noktasına geldiğini belirterek, alanda yeni alternatifler üretmenin zorunluluğuna işaret etti. Turkon Holding Turiym Direktörü Dieter Schenk ise açılış konuşmasında elit turizminin önemine işaret ederek pek çok işletme tarafından sürdürülen herşey dahil sisteminin mevcut fiyatlarla sürdürülebilir olmadığına işaret ederek, düşük kalitenin Türk turizmine zarar verdiğini söyledi. Üçüncü açılış konuşmasını yapan otel müdürü Cornelis, Select Maris´in Türk turizmine elit turizmi alanında yeni bir açılım getirdiğini belirterek, konseptlerinin sırrının isimlerinde gizli olduğunu söyledi. Sportif (Sportiv), Çevreci (Environmental), Lüks (Luxurious), Eğlence (Entertaining), Özen (Caring) ve Lezzetli (Tasteful) sözcüklerinin kendi isimlerini verdiğini belirten Cornelis, bu konseptle Türk turizmini bir adım ileriye taşımayı hedeflediklerini söyledi.Toplantının „Türk Turizminde Mevcut Duruma Avrupa´dan Bakış: Turizmde Yeni Stratejiler ve Yeni Pazarlar“ başlıklı birinci oturumunda turizm sektörü Avrupa´daki gelişmeler üzerinde duruldu. Gazeteci Haluk Şehin´in yönettiği oturumda konuşmalar Türkiye´nin imaj sorunu ve bu sorunun giderilmesi için yapılabilecekler üzerine yoğunlaştı. Oturum açılışında 1985 yılında yayınladığı ilk kitabı „Türk olmak kolay değil“ adlı ilk kitabına atıf yapan oturum başkanı Haluk Şahin, o yıllarda Türkiye´nin imajının düzeltilmesi için turizmde adımlar atılması gerektiğini söylediğini belirterek, bugün gelinen noktada çok yol alındığını, Türkiye´nin turizmde önemli varış noktalarından bir haline gelmesine karşın, imaj probleminin hala aşılamadığını söyledi. Oturumda ilk sözü alan Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Vakfı Direktörü Prof. Dr. Faruk Şen, Türkiye´nin ciddi bir tanıtım sorunu olduğunu belirterek, ilk kez bu yıl 120 milyon gibi dev bir bütçe ayrılmasına karşın, firma seçiminde yapılan hatalar nedeniyle hedefe ulaşılamadığını söyledi. 1984´den bu yana 80 milyona yakın Alman turistin Türkiye´ye geldiğinin altını çizen Şen, buna karşın´Türkiye´yi görmüş olan Almanların oranının % 28´de kaldığını ifade etti. Türkiye´yi ziyaret etmemiş % 72´lik dilimin ülkeye çekilmesinin önündeki en büyük engelin ön yargılar olduğunun altını çizen Şen, 2010 yılında İstanbul´un Avrupa Kültür Başkenti ilan edilmesi gibi bir fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.Şen´in ardından söz verilen, Global Local genel yayın yönetmeni Hans Gäng, turizmde yüksek gelir sağlayan bir alan olarak konferans turizminine yönelinmesi gerektiğini söyleyerek, bu alanda yapılacak yatırımların kalkınma alanında da katkılar sağlayacağını vurguladı. Ardından söz alan Turkon Holding Turizm Direktörü Dieter Schenk, ürün çeşitliliği ve kitle turizmi yerine kalite politikasının sektördeki gelişmenin sürdürülebilmesi açısından önem arzettiğini belirterek, imaj değişiminin zorunlu olduğunu söyledi. Bu bağlamda Formula 1, 2010 Avrupa Kültür Başkenti ve gerçekleşmesi için kendilerinin de aktif destek olduğu EXPO 2015´in imaj değişimi açısından önemli etki sağlayacağını söyledi. Sechenk´in ardından söz alan gazeteci Katrin Teschner, konuşmasında kitle turizmi ile Türkiye´ye gelenlerin büyük bölümünün yalnız büyük tesislerde sınırlı kaldıklarını içinde bulundukları kenti dahi görmediklerini, bu bağlamda kitle turizminin toplumlararası yakınlaşma hedefine uzak olduğunu ifade etti.
Kaynak:http://www.turizmdosyasi.com/default.asp?bolum=001&id=1100&git=tek#1100
E.BLACKSEA
2 Comments
Mayıs 24, 2007 3:31 pm (Gündem)
Sayın okurlar hiç iyi değilim, terör hadisesi yüzünden hiç iyi değilim. Sinirimi hiç bir şey bastıramıyor neden mi?
Eylül , 2 şehit.
Ekim , 3 şehit.
Kasım , 3 şehit.
Aralık , 5 şehit.
Ocak , 1 şehit.
Şubat , 1 şehit.
Mart , 5 şehit.
Nisan , 19 şehit.
Mayıs , 7 şehit. (şimdilik)
Ankaranın göbeğinde patlayan bombalar, PKK’nın kanlı temsilcilerinin sağda solda boy boy resimleri. Sıkışan siyaset cumhurbaşkanlığı seçim vs. Bakınız Edip Başer görevinden neden alındı, neler oluyor? bu ülke üzerinde hangi kirli emeller dönüyor.
Yazık, PKK gibi eli kanlı bir terör örgütü dünyada terörist bir örgüt olarak kabul edilmiyor. Yazıkki seçim dönemi gereği AKP iktidarına destek vermemek için Askeri müdahele düşünülmüyor. Bir yandan özel örgütler türüyor internette PKK temsilcilikleri hakkında her yere mail mail üstüne atarak bilinçlendirmeye çalışıyorlar. Mehmetçikler ölüyor, ocaklar sönüyor ama iş çözülemiyor. Hala PKK nın arkasındaki güçlerin tespit edilmesi gerektiği gibi konulardan bahsediliyor. Seçim dönemi demek iktidar boşluğu demek değildir ayrıca askeri müdahale siyasi başarı demek hiç olmamalı. Bugünlerde ülkeyi böyle durumlar karşı karşıya bırakan herkesin bir gün kayıpların vebalinden sorumlu olacağını herkes bilmeli. Ovaya inip siyaset yapma gibi mantık ile nasıl bir politik gaye güdüldüğünü herkes biliyor.
Bu ülkenin askeri tarihini okuyan herkes iyi bilir, müdahale hep en zaruri anlarda yapılmıştır. Kanımca artık o an geçilmiştir. Terör örgütüne ve onun eli kanlı temsilcilerine Kuzey Irak müdahalesine artık zaruri bir gerekliliktir. İdam cezasının kalkması ve Avrupa birliği için gerekli tüm düzenlemeleri yapanlara Bu ülke sınırlarında terörsit başı Abdullah Öcalana yatacak yer verenlere herkes neden diye sorma hakkına sahiptir.
Comments
Mart 7, 2007 9:22 am (Gündem)
Dünyayı Sarsan 50 Gerçek
BBC Programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekmiş. Tespitlerini ise “Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek” adını verdiği bir kitapta toplamış. Seyfi Öngider’in editörlüğündeki Aykırı Yayınevi’nden piyasaya yeni sürülen bu kitap, oldukça ilginç.
“50 gerçek” olarak adlandırılan aykırılıklar, yanlışlıklar veya sorumsuzluklar, ilk bakışta birbiriyle ilintili gözükmeyebilir. Ama her biri, dünyanın çivisinin üzerine bir balyoz gibi iniyor.
İşte, dünyayı tersine çeviren 50 gerçek:
1- Bir Japon kadını ortalama 84 yıl, bir Botswanalı kadın sadece 39 yıl
yaşıyor.
2- Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.
3- ABD ve İngiltere, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek erken hamilelik
oranına sahip.
4- Çin’de 44 milyon kadın kayıp.
5- Brezilya’daki Avon kadınlarının sayısı, asker sayısından fazla.
6- 2002′de idamların yüzde 81′i ABD, Çin ve İran’da gerçekleşti.
7- İngiliz süpermarketleri, müşterileri hakkında hükümetten daha fazla
bilgiye sahip.
8- AB’deki her inek için verilen günlük 2.50 dolarlık sübvansiyon,
Afrika’nın yüzde 75′inin günlük geçiminden daha fazla.
9- 70′in üzerindeki ülkede aynı cinsten iki kişinin ilişkisi yasak,
9′unda ise cezası ölüm.
10- Dünya nüfusunun beşte biri, günlük 1 dolarında altında gelirle
yaşıyor.
11- Rusya’da yılda 12 binin üzerinde kadın aile içi şiddet sonucunda
hayatını kaybediyor.
12- 1 yılda 13.2 milyon Amerikalı, estetik ameliyat yaptırdı.
13- Kara mayınları nedeniyle saatte bir insan ölüyor ve sakat kalıyor.
14- Hindistan’da 44 milyon çocuk işçi var.
15- Sanayileşmiş ülkelerde insanlar, günde 6-7 kg katkı maddesi yiyor.
16- Dünyanın en çok kazanan sporcusu golfçu Tiger Woods, yılda 78 milyon
dolar, yani saniyede 148 dolar kazanıyor.
17- Amerikalı 7 milyon kadın, 1 milyon erkek yeme bozukluğu çekiyor.
18- 15 yaşındaki İngilizlerin yarısı uyuşturucu kullanmış, dörtte biri
sigara içiyor.
19- Washington’daki lobi endüstrisinde 67 bin kişi, her seçilmiş kongre
üyesi için 125 kişi çalışıyor.
20- Motorlu araçlar dakikada 2 insanı öldürüyor.
21- 1977′den bu yana ABD’deki kürtaj kliniklerinde 80 bin şiddet ve
taciz vakası yaşandı.
22- Mc Donalds’ın altın kemerini tanıyanların sayısı, Hıristiyan tacını
tanıyanlardan fazla.
23- Kenya’da bir ailenin gelirinin üçte biri rüşvete gidiyor.
24- Dünyadaki yasadışı uyuşturucu pazarı 400 milyar dolar.
25- Amerikalıların üçte biri, uzaylıların geldiğine inanıyor.
26- 150′den fazla ülkede işkence var.
27- Her gün dünya nüfusunun yedide biri, yani 800 milyon insan aç
kalıyor.
28- Amerikalı siyah erkeklerin hapse girme ihtimali, yüzde 33.
29- Dünyanın üçte biri savaş halinde.
30- Petrol rezervleri 2040′da tükenebilir.
31- Sigara içenlerin yüzde 82’si gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.
32- Dünya nüfusunun yüzde 70′i, bugüne dek hiç çevir sesi duymadı.
33- Silahlı çatışmaların dörtte biri, doğal kaynakları ele geçirmek için
yaşanıyor.
34- Afrika’da 30 milyon kişi AIDS.
35- Her yıl 10 dil ölüyor.
36- İntiharla ölenlerin sayısı, çatışmalarda ölenlerden fazla.
37- ABD’de her hafta ortalama 88 öğrenci sınıfa silah getiriyor.
38- Dünyada en az 300 bin düşünce suçlusu var.
39- Her yıl 2 milyon genç kız ve kadın sünnet ediliyor.
40- Silahlı çatışmalarda 300 bin çocuk asker savaşıyor.
41- İngiltere’de 2001 seçimlerinde 26 milyon kişi, Pop Idol’un ilk
sezonunda 32 milyon kişi oy kullandı.
42- ABD, pornografiye yılda 10 milyar dolar harcıyor.
43- ABD, “haydut devlet” diye ilan ettiği 7 ülkeden 33 kat daha fazla
askeri harcama yapıyor.
44- Dünyada 27 milyon köle var.
45- Amerikalılar çöpe saatte 2.5 milyon plastik şişe atıyor, yani her üç
haftada bir Ay’a ulaşmaya yetecek uzunlukta şişe birikiyor.
46- Sıradan bir İngiliz, günde yaklaşık 300 defa kameraya yakalanıyor.
47- Her yıl 120 bin kadın veya genç kız, Batı Avrupa’ya satılıyor.
48- Yeni Zelanda’dan İngiltere’ye uçakla getirilen bir tane kivi,
atmosfere kendi ağırlığının 5 katı sera gazı salıyor.
49- ABD’nin, BM’ye 1 milyar dolardan fazla borcu var.
50- Yoksul aile çocuklarının psikolojik sorun yaşama ihtimali, zengin
aile çocuklarına göre 3 kat daha fazla.
http://burdasin.net/50.gercek.asp
E. Blacksea
4 Comments
Şubat 22, 2007 1:25 pm (Turizm)
Türk turizmi Irak krizinden Abdullah Öcalan’ın yakalanmasına kadar çok sayıda kriz gördü ve bugüne kadar rahatça bütün bu krizleri başarıyla atlattı. Ancak 2006 yılında yaşanan ve şu anki durumu çokda iç açıçı değil. Türk turizmini besleyen katalogdan satışlarda yüzde 40 düzeyinde kayıp yaşanırken bu toplam rezervasyonlarda yüzde 20-22′yi buluyor. Türkiye’den kaçan talep İspanya, Yunanistan, Mısır, Portekiz ve Tunus gibi rakiplerimize kayarken sadece Avrupa pazarında 2 milyonluk potansiyelin kayıp durumda olduğu düşünülüyor. Antalya’da son birkaç yıldır kış aylarında da açık tutulan oteller bu yıl açılmadı. Bölgede otellerin sadece yüzde 5′i faaliyette, bu nedenle yaklaşık 200 bin kişi işsiz kaldı. İngiltere ve İskandinav pazarında sıkıntı yaşanırken yılbaşına kadar satışların iyi gittiği Belçika’da da satışlar düştü. Türk turizminin bel kemiği sayılan Almanya ve Avusturya pazarında ise durum iç açıcı değil.Türk turizmi 1.5 yıldır kur ve enflasyondaki düşüş nedeniyle maliyet sorunu yaşamakta ve istihdamın maliyetleri yüzde 45 artmış durumda. Bununla birlikte yüksek KDV, ÖTV ve YTL’nin değerli oluşu Türk turizminin rekabet gücünü iyice azaltmaktadır. Turizm sektöründe Aralık ve Mart sektörün katalogtan en pahalı satışlarını yaptığı dönemdir. Çünkü Avrupalılar yaz tatillerini bu dönemde satın alırlar. Geriye kalan boş odalar, uçak koltukları da son dakika satışları şeklinde gerçekleşir. Ama şu anda satın almaların yüzde 50′nin üzerinde ’son dakika’ üzerinde yoğunlaştığı sektör temsilcileri tarafından belirtilmekte. AKTOB’a göre sektörün sezon satışlarının yüzde 60′ını katalogdan yüzde 40′ını da son dakika satışlarından elde etmekte. Yine şu anda en çok İspanya’nın Mallorca Adası ‘turizmde kazanan’ durumda buna karşın İspanya, İtalya, Yunanistan’daki turist kazanımları çok yüksek değil. Genel olarak dünya turizm endüstrisinde bir resesyon yaşanmakta. Türk turizm sektörünü sıkıntıya sokan olayları şu şekilde sıralamak mümkün;
-Onur Air’in Belçika’da yaşadıkları,
-Kuş gribinin ülkemizdeki adeta akıldan yoksun bir şekilde medyada yansıtılması,
- Karikatür krizi,
- Orhan Pamuk davası,
-Türkiye İsviçre maçında yaşananlar,
-Irak savaşı,
- İranda artan gerilim,
Bütün bu sorunların etkin bir şekilde yönetilmesi gerekmekte. Bunun yanında mutlaka vergiyle, tanıtımla ve planlamayla ilgili aşağıdaki uygulamaların kesinlikle yapılması gerektiğini düşünmekteyim;
KDV oranları rekabet edilen İspanya, Yunanistan, Portekiz, İtalya gibi ülkelerdeki yüzde 4-7 seviyelerine inmeli
Tanıtım bütçesinin artırılmalı, bunun yanında acil bir tanıtım ve PR atağına geçilmeli
En çok turist gönderen ülkelerin tur operatörlerine ve uçak şirketlerine destek verilmeli
Vergi yükü mutlaka azaltılmalı
Master planı hazırlanmalı
Erdinç KARADENİZ
4 Comments
Ocak 10, 2007 5:26 pm (Turizm)
TURİZM ve Kültür Bakanı Atilla Koç, okuduğumda inanmakta güçlük çektiğim bir söz söyledi: “Turizmde artık hedef açıklamam, çünkü tutmuyor.” Bunu Kültür ve Turizmden sorumlu bir bakanın söylemesi gerçekten çok şaşırtıcı. Elbette turizm sektörü sistematik ve sistematik olmayan risklere çok açık olan talep elastikiyeti fazla ve bu nedenle risk ve belirsizliğin çok fazla olduğu bir sektör. Ülkemizin içinde bulunduğu jeopolitik konumda belli. Ortadoğu, Kıbrıs ve Avrupa Birliği sorunları ortada. Buna ek olarak geçen sene kuş gribini görsel ve yazılı basında o kadar şirirmemiz, dünya kupası gibi olaylar sonucunda hedeflenen sayı ve gelire ulaşamadık. Ancak temel turizm politikaları hakkında bir şey söylenmiyor. Hızla artan turizm arzının, etkin bir turizm tanıtım satış ve pazarlama sisteminin oluşturulamaması, profesyonelce işletilemeyen konaklama ve seyahat işletmelerinin sayısının çok olmasının buradaki sorumluluğu tartışılmıyor. Bu sene turizm tanıtımı için 125 milyon dolar ayrılacağı ifade edilmekte. Bu tutar oldukça iyi gözükmekte. Ancak bu bütçenin etkin kullanımı gerekmekte. Tanıtım ve reklamın ötesinde gerekirse bizi dışarıda pazarlayan tur operatörlerine ve seyahat acentalarına getirecekleri kaliteli müşteri başına belii bir miktar destek (RÜŞVET) sağlanmalı. Tanıtım ve reklamda ise destinasyon pazarlamasına ve marka yaratılmasına gerek olduğunu düşünmekteyim. Buna ek olarak ülkemizin turizm potansiyeli uyarınca farklı turizm bölgelerine ayrılması ve bu turizm bölgelerinde ilgili turizm türüne göre yatırım, satış pazarlama çalışmalarına girilmesi gerektiğini düşünüyorum. Temel olarak ülkemizin sahip olduğu turizm potansiyeli dikkate alındığında Spor turizmi (Golf, yelken, futbol), inanç turizmi, kongre turizmi,kış turizmi, kumar turizmi ve 3S olarak adlandırılan deniz kum ve güneş turizmine yönelik bölgelere ayrılmalı. Ve bu bölgeler tamamen ayrı olarak farklı pazar dilimlerinde farklı hedef kitleye yönelik olarak marka oluşturmak amacıyla pazarlanmalıdır. Bu bölgelerdeki yatırımlarında turim çeşidine göre yapılanması gerektiğini düşünmekteyim. Öncelikle bunların yapılmasıyla umarım ülkenin turizm bakanı turizm hedeflerini daha iyi belirleyebilir. Hedefiniz olmaz ise, taktik planlarınızı ve ayrılacak finansmanı bilemezssiniz. Bütçeniz yoksa ve denetim yapmazsanız ölçemezssiniz. Ölçemediğiniz ve değerlemediğiniz bir şeyide yönetemezsiniz.
Erdinç KARADENİZ
Comments