TURİZMDE KDV ORANI YÜZDE 8’E İNDİRİLDİ

Turizm ve bazı gıda ürünlerindeki katma değer vergisi oranları yeniden belirlendi. Bakanlar Kurulunun, ”mal ve hizmetlere uygulanacak Katma Değer Vergisi oranlarının tespitine ilişkin” kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. Karar ile turizmde 1 Ocak 2008 tarihinden itibaren yüzde 18 olan KDV oranı yüzde 8′e çekilecek.
 
Yapılan değişiklikle 1 Ocak 2008′den itibaren turizm konusunda KDV oranı yüzde 18′den yüzde 8′e indirilecek hizmetler şöyle:
 
”Gazino, açık hava gazinosu, bar, dans salonu, diskotek, pavyon, taverna, birahane, kokteyl salonu ve benzeri yerler hariç olmak üzere kahvehane, kır kahvesi, çay bahçesi, çay ocağı, kıraathane, kafeterya, pastane, ayakta yemek yenilen yerler, yemeği pakette satan veya diğer şekillerde yemek hizmeti sunan yerler, lokanta, içkili lokanta, kebapçı ve benzeri yerlerde verilen hizmetler (bu yerlerde verilen hizmetlerin alkollü içeceklere isabet eden kısmı hariç).
 
Otel, motel, pansiyon, tatil köyü ve benzeri konaklama tesislerinde sunulan geceleme hizmeti (Konaklama tesislerinde geceleme hizmetinden yararlanmayanlara verilen tüm hizmetler ile geceleme hizmetiyle beraber verilen ancak ayrıca belgelendirilen ya da geceleme hizmetine ait belgede ayrıca fiyatlandırılan hizmetler bu sıra kapsamında yer almamakta. Ancak geceleme hizmeti kapsamında verilmesi ve geceleme bedeline dahil edilmesi mutat olan diğer hizmetler bu sıra kapsamında yer almakla birlikte bu şekilde belirlenen geceleme bedeli içinde sunulan alkollü içeceklere ilişkin yüklenilen KDV tutarları, hizmeti sunanlar tarafından indirim konusu yapılamayacak).
  
İçkili mekanları 10 puanlık KDV indirimi dışında tutan Maliye, buna gerekçe olarak rekabet koşulları ve insan sağlığını gösterdi.
 
Gelir İdaresi Başkanı Osman Arıoğlu, İspanya dışında AB ülkelerinin çoğunda alkollü içkiden vergi alındığını belirterek, “Bu düzenlemeyi rekabet koşulları ve AB’ye uyum kapsamında insan sağlığını dikkate alarak yaptık” dedi.

Turizmde konaklamadan alınan yüzde 18′lik KDV oranı yüzde 8′e düşürüldü. Gıda ve turizmde kapsamlı KDV indiriminde, alkollü içki satan mekanların 10 puanlık vergi indiriminin dışında tutulması dikkat çekti.
 
Gelir İdaresi Başkanı Osman Arıoğlu, ANKA’ya yaptığı değerlendirmede lokantaları da KDV indirimi kapsamına aldıklarını belirtirken, içkili mekanların kapsam dışında tutulması konusunda, içki üzerinde vergiyi indiren tek ülkenin İspanya olduğunu söyledi.
Arıoğlu, “Bu düzenlemeyi rekabet koşulları ve AB’ye uyum kapsamında insan sağlığı koşulları dikkate alarak yaptık. Yunanistan, Portekiz gibi bir çok ülkede alkol vergi indirimine tabi değil. Bir tek İspanya’da var” diye konuştu. Turizm ve gıdada KDV indiriminin siyasi iktidarın kararı olduğunu kaydeden Arıoğlu, “Biz bu konuda teknik çalışma yaptık. Kısa vadede bunun dışında düzenleme yok” değerlendirmesini yaptı. Arıoğlu, turizmde KDV indirimi ile birlikte sektörün önünü görmesini sağladıklarını söyledi.


http://www.turizmgazetesi.com/news/news.aspx?id=36273

Türk Turizminin Çeşitliliği: Avrupa Pazarında Gelişmeler ve Fırsatlar Konulu Sempozyum

Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Vakfı ve Club Resort Select Maris işbirliği ile 18-20 Mayıs tarihleri arasında Marmaris´te düzenlenen “Türk Turizminin Çeşitliliği: Avrupa Pazarında Gelişmeler, Risk ve Fırsatlar” konulu turizm sempozyumu başladı. TAM Direktörü Prof. Dr. Faruk Şen, Turkon Holding Turizm direktörü Dieter Schenk ve Select Maris Genel Müdürü Johan Cornelis´in açılışını yaptığı kongrede Türk turizminin izlemesi gereken yeni stratejiler üzerinde duruldu. Prof. Dr. Faruk Şen, açılış konuşmasında Türkiye´nin son yıllarda turizm alanında kaydettiği gelişmenin durma hatta gerileme noktasına geldiğini belirterek, alanda yeni alternatifler üretmenin zorunluluğuna işaret etti. Turkon Holding Turiym Direktörü Dieter Schenk ise açılış konuşmasında elit turizminin önemine işaret ederek pek çok işletme tarafından sürdürülen herşey dahil sisteminin mevcut fiyatlarla sürdürülebilir olmadığına işaret ederek, düşük kalitenin Türk turizmine zarar verdiğini söyledi. Üçüncü açılış konuşmasını yapan otel müdürü Cornelis, Select Maris´in Türk turizmine elit turizmi alanında yeni bir açılım getirdiğini belirterek, konseptlerinin sırrının isimlerinde gizli olduğunu söyledi. Sportif (Sportiv), Çevreci (Environmental), Lüks (Luxurious), Eğlence (Entertaining), Özen (Caring) ve Lezzetli (Tasteful) sözcüklerinin kendi isimlerini verdiğini belirten Cornelis, bu konseptle Türk turizmini bir adım ileriye taşımayı hedeflediklerini söyledi.Toplantının „Türk Turizminde Mevcut Duruma Avrupa´dan Bakış: Turizmde Yeni Stratejiler ve Yeni Pazarlar“ başlıklı birinci oturumunda turizm sektörü Avrupa´daki gelişmeler üzerinde duruldu. Gazeteci Haluk Şehin´in yönettiği oturumda konuşmalar Türkiye´nin imaj sorunu ve bu sorunun giderilmesi için yapılabilecekler üzerine yoğunlaştı. Oturum açılışında 1985 yılında yayınladığı ilk kitabı „Türk olmak kolay değil“ adlı ilk kitabına atıf yapan oturum başkanı Haluk Şahin, o yıllarda Türkiye´nin imajının düzeltilmesi için turizmde adımlar atılması gerektiğini söylediğini belirterek, bugün gelinen noktada çok yol alındığını, Türkiye´nin turizmde önemli varış noktalarından bir haline gelmesine karşın, imaj probleminin hala aşılamadığını söyledi. Oturumda ilk sözü alan Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Vakfı Direktörü Prof. Dr. Faruk Şen, Türkiye´nin ciddi bir tanıtım sorunu olduğunu belirterek, ilk kez bu yıl 120 milyon gibi dev bir bütçe ayrılmasına karşın, firma seçiminde yapılan hatalar nedeniyle hedefe ulaşılamadığını söyledi. 1984´den bu yana 80 milyona yakın Alman turistin Türkiye´ye geldiğinin altını çizen Şen, buna karşın´Türkiye´yi görmüş olan Almanların oranının % 28´de kaldığını ifade etti. Türkiye´yi ziyaret etmemiş % 72´lik dilimin ülkeye çekilmesinin önündeki en büyük engelin ön yargılar olduğunun altını çizen Şen, 2010 yılında İstanbul´un Avrupa Kültür Başkenti ilan edilmesi gibi bir fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.Şen´in ardından söz verilen, Global Local genel yayın yönetmeni Hans Gäng, turizmde yüksek gelir sağlayan bir alan olarak konferans turizminine yönelinmesi gerektiğini söyleyerek, bu alanda yapılacak yatırımların kalkınma alanında da katkılar sağlayacağını vurguladı. Ardından söz alan Turkon Holding Turizm Direktörü Dieter Schenk, ürün çeşitliliği ve kitle turizmi yerine kalite politikasının sektördeki gelişmenin sürdürülebilmesi açısından önem arzettiğini belirterek, imaj değişiminin zorunlu olduğunu söyledi. Bu bağlamda Formula 1, 2010 Avrupa Kültür Başkenti ve gerçekleşmesi için kendilerinin de aktif destek olduğu EXPO 2015´in imaj değişimi açısından önemli etki sağlayacağını söyledi. Sechenk´in ardından söz alan gazeteci Katrin Teschner, konuşmasında kitle turizmi ile Türkiye´ye gelenlerin büyük bölümünün yalnız büyük tesislerde sınırlı kaldıklarını içinde bulundukları kenti dahi görmediklerini, bu bağlamda kitle turizminin toplumlararası yakınlaşma hedefine uzak olduğunu ifade etti.

 Kaynak:http://www.turizmdosyasi.com/default.asp?bolum=001&id=1100&git=tek#1100

E.BLACKSEA

Türk Turizm Sektöründe 2006 Yılı Kaybedildi, 2007 İçin Neler Yapılabilir

Türk turizmi Irak krizinden Abdullah Öcalan’ın yakalanmasına kadar çok sayıda kriz gördü ve bugüne kadar rahatça bütün bu krizleri başarıyla atlattı. Ancak 2006 yılında yaşanan ve şu anki durumu çokda iç açıçı değil. Türk turizmini besleyen katalogdan satışlarda yüzde 40 düzeyinde kayıp yaşanırken bu toplam rezervasyonlarda yüzde 20-22′yi buluyor. Türkiye’den kaçan talep İspanya, Yunanistan, Mısır, Portekiz ve Tunus gibi rakiplerimize kayarken sadece Avrupa pazarında 2 milyonluk potansiyelin kayıp durumda olduğu düşünülüyor. Antalya’da son birkaç yıldır kış aylarında da açık tutulan oteller bu yıl açılmadı. Bölgede otellerin sadece yüzde 5′i faaliyette, bu nedenle yaklaşık 200 bin kişi işsiz kaldı. İngiltere ve İskandinav pazarında sıkıntı yaşanırken yılbaşına kadar satışların iyi gittiği Belçika’da da satışlar düştü. Türk turizminin bel kemiği sayılan Almanya ve Avusturya pazarında ise durum iç açıcı değil.Türk turizmi 1.5 yıldır kur ve enflasyondaki düşüş nedeniyle maliyet sorunu yaşamakta ve  istihdamın maliyetleri yüzde 45 artmış durumda. Bununla birlikte yüksek KDV, ÖTV ve YTL’nin değerli oluşu Türk turizminin rekabet gücünü iyice azaltmaktadır.  Turizm sektöründe Aralık ve Mart sektörün katalogtan en pahalı satışlarını yaptığı dönemdir. Çünkü Avrupalılar yaz tatillerini bu dönemde satın alırlar. Geriye kalan boş odalar, uçak koltukları da son dakika satışları şeklinde gerçekleşir. Ama şu anda satın almaların yüzde 50′nin üzerinde ’son dakika’ üzerinde yoğunlaştığı sektör temsilcileri tarafından belirtilmekte. AKTOB’a göre  sektörün sezon satışlarının yüzde 60′ını katalogdan yüzde 40′ını da son dakika satışlarından elde etmekte.  Yine şu anda en çok İspanya’nın Mallorca Adası ‘turizmde kazanan’ durumda buna karşın İspanya, İtalya, Yunanistan’daki turist kazanımları çok yüksek değil. Genel olarak dünya turizm endüstrisinde bir resesyon yaşanmakta. Türk turizm sektörünü sıkıntıya sokan olayları şu şekilde sıralamak mümkün;

-Onur Air’in Belçika’da yaşadıkları,

-Kuş gribinin ülkemizdeki adeta akıldan yoksun bir şekilde medyada yansıtılması,

- Karikatür krizi,

- Orhan Pamuk davası,

-Türkiye İsviçre maçında yaşananlar,

-Irak savaşı,

- İranda artan gerilim,

Bütün bu sorunların etkin bir şekilde yönetilmesi gerekmekte. Bunun yanında mutlaka vergiyle, tanıtımla ve planlamayla ilgili aşağıdaki uygulamaların kesinlikle yapılması gerektiğini düşünmekteyim;

  • KDV oranları rekabet edilen İspanya, Yunanistan, Portekiz, İtalya gibi ülkelerdeki yüzde 4-7 seviyelerine inmeli
  • Tanıtım bütçesinin artırılmalı, bunun yanında acil bir tanıtım ve PR atağına geçilmeli
  • En çok turist gönderen ülkelerin tur operatörlerine ve uçak şirketlerine destek verilmeli
  • Vergi yükü mutlaka azaltılmalı
  • Master planı hazırlanmalı

    Erdinç KARADENİZ

  • TURİZMDE HEDEF ARTIK YOK MU?

    TURİZM ve Kültür Bakanı Atilla Koç, okuduğumda inanmakta güçlük çektiğim bir söz söyledi: “Turizmde artık hedef açıklamam, çünkü tutmuyor.”  Bunu Kültür ve Turizmden sorumlu bir bakanın söylemesi gerçekten çok şaşırtıcı. Elbette turizm sektörü sistematik ve sistematik olmayan risklere çok açık olan talep elastikiyeti fazla ve bu nedenle risk ve belirsizliğin çok fazla olduğu bir sektör. Ülkemizin içinde bulunduğu jeopolitik konumda belli. Ortadoğu, Kıbrıs ve Avrupa Birliği sorunları ortada. Buna ek olarak geçen sene kuş gribini görsel ve yazılı basında o kadar şirirmemiz, dünya kupası gibi olaylar sonucunda hedeflenen sayı ve gelire ulaşamadık. Ancak temel turizm politikaları hakkında bir şey söylenmiyor. Hızla artan turizm arzının, etkin bir turizm tanıtım satış ve pazarlama sisteminin oluşturulamaması, profesyonelce işletilemeyen konaklama ve seyahat işletmelerinin sayısının çok olmasının buradaki sorumluluğu tartışılmıyor. Bu sene turizm tanıtımı için 125 milyon dolar ayrılacağı ifade edilmekte. Bu tutar oldukça iyi gözükmekte. Ancak bu bütçenin etkin kullanımı gerekmekte. Tanıtım ve reklamın ötesinde gerekirse bizi dışarıda pazarlayan tur operatörlerine ve seyahat acentalarına  getirecekleri kaliteli müşteri başına belii bir miktar destek (RÜŞVET) sağlanmalı. Tanıtım ve reklamda ise destinasyon pazarlamasına ve marka yaratılmasına gerek olduğunu düşünmekteyim. Buna ek olarak ülkemizin turizm potansiyeli uyarınca farklı turizm bölgelerine ayrılması ve bu turizm bölgelerinde ilgili turizm türüne göre yatırım, satış pazarlama çalışmalarına girilmesi gerektiğini düşünüyorum. Temel olarak ülkemizin sahip olduğu turizm potansiyeli dikkate alındığında Spor turizmi (Golf, yelken, futbol), inanç turizmi, kongre turizmi,kış turizmi, kumar turizmi ve 3S olarak adlandırılan deniz kum ve güneş turizmine yönelik bölgelere ayrılmalı. Ve bu bölgeler tamamen ayrı olarak farklı pazar dilimlerinde farklı hedef kitleye yönelik olarak marka oluşturmak amacıyla pazarlanmalıdır. Bu bölgelerdeki yatırımlarında turim çeşidine göre yapılanması gerektiğini düşünmekteyim. Öncelikle bunların yapılmasıyla umarım ülkenin turizm bakanı turizm hedeflerini daha iyi belirleyebilir. Hedefiniz olmaz ise, taktik planlarınızı ve ayrılacak finansmanı bilemezssiniz. Bütçeniz yoksa ve denetim yapmazsanız ölçemezssiniz. Ölçemediğiniz ve değerlemediğiniz bir şeyide yönetemezsiniz.

    Erdinç KARADENİZ 

    TURİZM EĞİTİMİ Mİ? HADİ CANIM SENDE

    Turizm sektörünün ülkemiz açısından en önemli sektörlerinden biri olması nedeniyle ilköğretim ve yüksek öğretimde bir çok turizm okulları açılmış ve hala açılmaktadır. Turizm alanında eğitim veren 4 yıllık lisans okullarının sayısı 20′nin üzerinde 2 yıllık meslek yüksek okullarının sayısı ise 30′un üzerindedir. Turizm sektöründe planlama eksikliği kendisini eğitimde de göstermektedir. Öncelikle bu kadar çok okul açmaktansa turizm mesleğini tanımlamak, standartlarını belirlemek gerekmektedir. Bir turizm işletmecisi diplomasını almış bir kişi nasıl oluyorda doktor, avukat olamıyorsa bir doktorda veya avukatta turizm işletmecisi olmamalıdır. Bu nedenle mesleki tanımların ve standartların tanımlanması gerekmektedir. Bunun yanında otellerin, tatil köylerinin veya seyahat acentalarının sınıflamasında mutlaka turizm eğitimi almış ve en az lisans eğitimine sahip yöneticilere sahip olup olmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir. Ayrıca bu kadar çok alt yapısı eksik, öğretim elemanı eksiği çeken, uygulama olanakları olmayan ve temel amacı yönetici yetiştirmek olmayan sadece garson yetiştirmeyi amaçlayan yüksel okul açılması yerine daha oturaklı, vizyonu olan, turizm literatürüne katkı yapan aynı zamanda uygulamadan da haberdar olan ve sektörü bilen akademisyenlerden oluşan turizm yüksek okullarının (4 yıllık) ve meslek yüksek okullarının (2 yıllık) okulların açılması gerekmektedir. Hiç bir ülke yokturki kendisi için bu kadar önemli olan bir sektör için eğitim ve bilimsel açıdan bu kadar plansız olsun ve bu alanı doçentlik bilim dalllarından biri olarak görmemektedir. Gerçi ülkedeki üniversitelerde turizm işletmecili alanında verilen doktora programlarınında yeniden yapılanması gerekmektedir. Sadece yönetim organizasyon, pazarlama gibi alanlarda yapılan eğitim yerine daha kantitatif alanlarda da eğitim verilmelidir. Bu açılardan turizm eğitiminin yeniden reorganiasyonuna tabii tutulması gerektiğini düşünmekteyim.

    E. BLACKSEA

    « Önceki girişler