Mayıs 24, 2007 3:31 pm (Gündem)
Sayın okurlar hiç iyi değilim, terör hadisesi yüzünden hiç iyi değilim. Sinirimi hiç bir şey bastıramıyor neden mi?
Eylül , 2 şehit.
Ekim , 3 şehit.
Kasım , 3 şehit.
Aralık , 5 şehit.
Ocak , 1 şehit.
Şubat , 1 şehit.
Mart , 5 şehit.
Nisan , 19 şehit.
Mayıs , 7 şehit. (şimdilik)
Ankaranın göbeğinde patlayan bombalar, PKK’nın kanlı temsilcilerinin sağda solda boy boy resimleri. Sıkışan siyaset cumhurbaşkanlığı seçim vs. Bakınız Edip Başer görevinden neden alındı, neler oluyor? bu ülke üzerinde hangi kirli emeller dönüyor.
Yazık, PKK gibi eli kanlı bir terör örgütü dünyada terörist bir örgüt olarak kabul edilmiyor. Yazıkki seçim dönemi gereği AKP iktidarına destek vermemek için Askeri müdahele düşünülmüyor. Bir yandan özel örgütler türüyor internette PKK temsilcilikleri hakkında her yere mail mail üstüne atarak bilinçlendirmeye çalışıyorlar. Mehmetçikler ölüyor, ocaklar sönüyor ama iş çözülemiyor. Hala PKK nın arkasındaki güçlerin tespit edilmesi gerektiği gibi konulardan bahsediliyor. Seçim dönemi demek iktidar boşluğu demek değildir ayrıca askeri müdahale siyasi başarı demek hiç olmamalı. Bugünlerde ülkeyi böyle durumlar karşı karşıya bırakan herkesin bir gün kayıpların vebalinden sorumlu olacağını herkes bilmeli. Ovaya inip siyaset yapma gibi mantık ile nasıl bir politik gaye güdüldüğünü herkes biliyor.
Bu ülkenin askeri tarihini okuyan herkes iyi bilir, müdahale hep en zaruri anlarda yapılmıştır. Kanımca artık o an geçilmiştir. Terör örgütüne ve onun eli kanlı temsilcilerine Kuzey Irak müdahalesine artık zaruri bir gerekliliktir. İdam cezasının kalkması ve Avrupa birliği için gerekli tüm düzenlemeleri yapanlara Bu ülke sınırlarında terörsit başı Abdullah Öcalana yatacak yer verenlere herkes neden diye sorma hakkına sahiptir.
Comments
Mart 7, 2007 9:22 am (Gündem)
Dünyayı Sarsan 50 Gerçek
BBC Programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekmiş. Tespitlerini ise “Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek” adını verdiği bir kitapta toplamış. Seyfi Öngider’in editörlüğündeki Aykırı Yayınevi’nden piyasaya yeni sürülen bu kitap, oldukça ilginç.
“50 gerçek” olarak adlandırılan aykırılıklar, yanlışlıklar veya sorumsuzluklar, ilk bakışta birbiriyle ilintili gözükmeyebilir. Ama her biri, dünyanın çivisinin üzerine bir balyoz gibi iniyor.
İşte, dünyayı tersine çeviren 50 gerçek:
1- Bir Japon kadını ortalama 84 yıl, bir Botswanalı kadın sadece 39 yıl
yaşıyor.
2- Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.
3- ABD ve İngiltere, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek erken hamilelik
oranına sahip.
4- Çin’de 44 milyon kadın kayıp.
5- Brezilya’daki Avon kadınlarının sayısı, asker sayısından fazla.
6- 2002′de idamların yüzde 81′i ABD, Çin ve İran’da gerçekleşti.
7- İngiliz süpermarketleri, müşterileri hakkında hükümetten daha fazla
bilgiye sahip.
8- AB’deki her inek için verilen günlük 2.50 dolarlık sübvansiyon,
Afrika’nın yüzde 75′inin günlük geçiminden daha fazla.
9- 70′in üzerindeki ülkede aynı cinsten iki kişinin ilişkisi yasak,
9′unda ise cezası ölüm.
10- Dünya nüfusunun beşte biri, günlük 1 dolarında altında gelirle
yaşıyor.
11- Rusya’da yılda 12 binin üzerinde kadın aile içi şiddet sonucunda
hayatını kaybediyor.
12- 1 yılda 13.2 milyon Amerikalı, estetik ameliyat yaptırdı.
13- Kara mayınları nedeniyle saatte bir insan ölüyor ve sakat kalıyor.
14- Hindistan’da 44 milyon çocuk işçi var.
15- Sanayileşmiş ülkelerde insanlar, günde 6-7 kg katkı maddesi yiyor.
16- Dünyanın en çok kazanan sporcusu golfçu Tiger Woods, yılda 78 milyon
dolar, yani saniyede 148 dolar kazanıyor.
17- Amerikalı 7 milyon kadın, 1 milyon erkek yeme bozukluğu çekiyor.
18- 15 yaşındaki İngilizlerin yarısı uyuşturucu kullanmış, dörtte biri
sigara içiyor.
19- Washington’daki lobi endüstrisinde 67 bin kişi, her seçilmiş kongre
üyesi için 125 kişi çalışıyor.
20- Motorlu araçlar dakikada 2 insanı öldürüyor.
21- 1977′den bu yana ABD’deki kürtaj kliniklerinde 80 bin şiddet ve
taciz vakası yaşandı.
22- Mc Donalds’ın altın kemerini tanıyanların sayısı, Hıristiyan tacını
tanıyanlardan fazla.
23- Kenya’da bir ailenin gelirinin üçte biri rüşvete gidiyor.
24- Dünyadaki yasadışı uyuşturucu pazarı 400 milyar dolar.
25- Amerikalıların üçte biri, uzaylıların geldiğine inanıyor.
26- 150′den fazla ülkede işkence var.
27- Her gün dünya nüfusunun yedide biri, yani 800 milyon insan aç
kalıyor.
28- Amerikalı siyah erkeklerin hapse girme ihtimali, yüzde 33.
29- Dünyanın üçte biri savaş halinde.
30- Petrol rezervleri 2040′da tükenebilir.
31- Sigara içenlerin yüzde 82’si gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.
32- Dünya nüfusunun yüzde 70′i, bugüne dek hiç çevir sesi duymadı.
33- Silahlı çatışmaların dörtte biri, doğal kaynakları ele geçirmek için
yaşanıyor.
34- Afrika’da 30 milyon kişi AIDS.
35- Her yıl 10 dil ölüyor.
36- İntiharla ölenlerin sayısı, çatışmalarda ölenlerden fazla.
37- ABD’de her hafta ortalama 88 öğrenci sınıfa silah getiriyor.
38- Dünyada en az 300 bin düşünce suçlusu var.
39- Her yıl 2 milyon genç kız ve kadın sünnet ediliyor.
40- Silahlı çatışmalarda 300 bin çocuk asker savaşıyor.
41- İngiltere’de 2001 seçimlerinde 26 milyon kişi, Pop Idol’un ilk
sezonunda 32 milyon kişi oy kullandı.
42- ABD, pornografiye yılda 10 milyar dolar harcıyor.
43- ABD, “haydut devlet” diye ilan ettiği 7 ülkeden 33 kat daha fazla
askeri harcama yapıyor.
44- Dünyada 27 milyon köle var.
45- Amerikalılar çöpe saatte 2.5 milyon plastik şişe atıyor, yani her üç
haftada bir Ay’a ulaşmaya yetecek uzunlukta şişe birikiyor.
46- Sıradan bir İngiliz, günde yaklaşık 300 defa kameraya yakalanıyor.
47- Her yıl 120 bin kadın veya genç kız, Batı Avrupa’ya satılıyor.
48- Yeni Zelanda’dan İngiltere’ye uçakla getirilen bir tane kivi,
atmosfere kendi ağırlığının 5 katı sera gazı salıyor.
49- ABD’nin, BM’ye 1 milyar dolardan fazla borcu var.
50- Yoksul aile çocuklarının psikolojik sorun yaşama ihtimali, zengin
aile çocuklarına göre 3 kat daha fazla.
http://burdasin.net/50.gercek.asp
E. Blacksea
4 Comments
Kasım 26, 2006 8:27 pm (Gündem)
Basın uzun süredir Papa 16′ncı Benedikt’in Türkiye ziyareti ile konu sıkıntısı çekmiyor. Merak edenler için şu soruya cevap verelim, Papa niçin Türkiyeye geliyor ? Bir kaç önemli görevi var birinci görevi Newsweek dergisinin yazdığı gibi Türkiye’deki Ortodoks Hıristiyanların din özgürlüğüne katkıda bulunmak. AB insan hakları standartlarına göre uygun şartlar altında ibadet etme eylemi her mekanda özgürce yerine getirilebilmektedir. İyide sanki Türkiyedeki ortadoks hristiyanlar ibadetgah bulamadıkları için ibadetlerini gerçekleştiremiyorlar? Hayır! burada hemen Yılmaz Özdilin 14 Kasın 2006 tarihli Sabah gazetesi yazısına bakabiliriz. Uluslararası arenada Müslümanlarla Hrsitiyanların ibadet yerlerinin müze halinin kaldırılıp ilgili din sahiplerine geri verilmesi tutumu gündeme gelmekte. Diğer bir ifadeyle açıkça deniyorki Cordoba Katedrali Müslüman konseyinin önderliğinde müslümanların ibadetine açıldı, sıra sizde sizde Ayasofyayı Hristiyanların ibadetine açın. Bu konuda en sağlam hücumda Papa’nın Türkiyeye gelmesi. Bunun dışında Papanın şahsi ibadetini gerçekleştirip Hristiyan geleneklerine göre Hacı olmasıda (Pellagriganio) ayrı bir bahane. Peki Ayasofya Hristiyanların ibadetine açılırsa ne olur? Olacağı şu 1453 yılında fethettiğin bir yerdeki kararlarının bir önemi kalmaz. Atatürk’ün verdiği Ayasofyanın müze olması kararının bir önemi kalmaz. Hristiyan alemi için en büyük başarı gerçekleşmiş olur. Papa’da diplomatik başarısıyla 160 dönümlük ülkesi olan Vatikandan ülkem kararlarına karışabilme başarısını gösterir. Masa başında dini fetih gerçekleştirilmiş olur. Bizede aferim verirler, Avrupa Birliği konusunda bizi hep birlikte destekler ancak hiç bir şekilde müzakere konusunda bir gelişme sağlamazlar. Peki bu karara itiraz edersek ne olur? Fransız Le Monde gazetesi yazısına göreAB ye girme konusunda Papa’ya yönelik protestoların ve alınacak olumsuz kararların Brüksel’de olumlu karşılanmayacağını belirtiliyor. Aba altından sopa göstermek bu olsa gerek.
Peki bahsettiğimiz Papa’nın gelişi kararıyla ilgili hiç mi olumlu bir durum söz konusu değil? Bazı gazeteler Papa’nın Hristiyan dini ile İslam dini arasındaki gerilimi azaltacağını savunmakta ve buda olumlu bir haber gibi gözükmekte. Tabi burda bahsettikleri papa bundan 3 ay önce İslam dini hakkındaki sözleriyle gündemi epey bir meşgul etmişti. Sözler diye yazdığım konu aslında hakaretlerden ibadet olduğundan detaylarına değinmiyorum bile. Ancak tebrik ediyorum 3 ayda 180 derece çark edip Hristiyan dini ile İslam dinini yakınlaştırma çabası alkışa değer bir çabadır.
Yiyene…..
Ömer İskenderoğlu
2 Comments
Ekim 17, 2006 8:24 am (Gündem)
Yüzünü yüzyıllardır Avrupaya dönmüş bir milletin garip bir yalnızlığınadır bu yazı. Mevcut iktidarların her dönem Anadoluyu yalnız bırakmaları ve hep Avrupa naraları atmaları Anadoluya haksızlık değil mi? Milli mücadele döneminde farkedilen en önemli gerçek yönetimden kopuk Anadolu halkının sadece vergi toplanırken akla gelmesi değilmiydi, ve İstanbuldu her zaman padişahın göz bebeği. Şimdide öyle değilmi, Ankaradan yönetilen bürokrasinin kaymağı İstanbullulara değilmi? Anadolu yanlız, anadolu hep tek. Bir coğrafyanın kaderi her dönem aynımı olur?. Mustafa Kemal Anadolunun yalnızlığını gördüğünde Başkomutanlığı kabul etmeden bir gün oturup bu yalnız bırakılmış halktan nasıl bişeyler isteyeceğini düşünmüştü. Sadece vergi ödemeleriyle gündeme gelen Anadolu Milli Mücadele dönemindede cepheye akıttığı kan ile gündeme geldi. Peki ya şimdi, hala yalnız değilmi, Seçim dönemi yaklaştıkça gündeme tekrar gelmeye başladı. Mevcut iktidarlar bu sorunada çözüm bulmuşlardı zaten, Koskoca bir anadoluya karşılık kalabalık bir İstanbul. Nobel ödülü, Ermeni soykırımı, Kıbrıs meselesi, sıra ne zaman gelecek yalnız Anadoluya…
Ömer İskenderoğlu
4 Comments
Mayıs 5, 2006 10:42 am (Gündem)
Daha cok degil iki hafta once basit bir tartisma acmistim, 4 kisi katilmisti ve bugun olacaklardan belli oranda bahsetmistim, merak edenler ABD Iran Rice baslikli yazimi inceleyebilirler. Ustunden pek bir sure gecmeden ABD ust duzey yetkilisi Kulter Volker PKK yayin organlarini kapatsin aciklamasinda bulundu. Merak edenler ilgili yaziya burdan ulasabilirler. Simdi gecen yazimda konunun Iran`hukumetinin nukleer faailyetlerini arttirmasi sebebiyle olabilecegi uzerinde yogulasmistim. Elestiri yazan ve/veya gorus paylasan arkadaslardanda farkli bir ses cikmamisti.
Bugunlerde ise tirmanan bir gerginlikten bahsetmek istiyorum, ABD Barzani hukumeti arasinda tirmanan bir gerginlikten. Petrol satis fiyatlariyla ilgili kararlari bugune kadar ABD dolari uzerinden veren Irak petrol ve enerji bakanligi, Euronun kullanilabilecegi aciklamasinda bulunmaya basladi. Bu kisaca su demek ABD ekonomisinde artan cari aciklar para basma ve uluslararasi donusum ile daha az ikame edilebilecek. Bu durumda ABD milli gelir dengesini koruyabilmek icin ya kendi para birimine daha fazla kullanim alani bulacak veya cari aciklardan kaynaklanmasi muhtemel bir krizin icerisinde kalacak. Keynesyen arkadaslar elbette ne demek istedigimi iyi anladilar, hukumet harcamalarini arttirmak yoluyla bir sure daha dayanmasi mumkun. Kendi kuyrugunu yiyen bir yiklan gibi beslenmesini gerceklestirebilecek ancak bir sure sonra bu durum tehlikeli hale gelebilecek. Peki hukumet harcamalarinin en onemli kalemi hangisi? elbetteki savunma, zaten uzun suredir savunma teknolojilerine cok yuksek oranda yatirim yapiliyordu, simdi geri kalan bu yatirimi harcayabilecek bir pazar bulmak.
Ne kadar ilgincki tarih kendisini bu aralar yinlemeye basladi, teskere oncesi doneme geri donuyor gibiyiz, umarim bu sefer hatali kara vermeyiz. Cunku verilen her hatali kararin etkisini sansliysak parayla sanssizsak canla oduyoruz.
Comments