KAMU KESİMİ BORÇLANMA GEREĞİ NEDİR ?
Kasım 2, 2007 8:46 am (Finansal Kurumlar)
Kamu kesiminin bir mali yıl içerisindeki giderlerinin o yıl içerisindeki olağan kamu gelirleri ile karşılayamaması sonucunda açık vermesi pek “ arzu edilmeyen” bir durum olarak kabul edilse de, gerek Türkiye’de gerekse diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde artık olağan sayılmaktadır.Modern devlet anlayışı içerisinde bu durum olağandır. Gereksinimler sürekli artmakta, özellikle demokratik parlamenter ülkelerde seçimle iş başına gelen hükümetler toplumun arzu ve isteklerini yerine getirmede daha duyarlı davranmaktadır. Hükümetler bir yandan ülkenin kalkınması için gerekli yatırımları yaparken, diğer yandan sosyal harcamalara ağırlık vermektedir Türkiye’de durum biraz farklıdır. Kamu gelirlerindeki yetersizlik, harcamalarda savurganlık ve disiplinsizlik Kamu Kesimi Borçlanma Gereğini sürekli arttırmaktadır. Kamu kesimi ile iki önemli tanımı açıkladıktan sonra kamu kesimi borçlanma gereğini daha genel tanımlama imkanımız olacaktır. Bu tanımlardan ilki bütçe açığı diğer ise nakit açığıdır. Bütçe açığı, kamu harcamalarının kamu gelirlerinden fazla olması durumudur. Nakit açığı ise, gelir ve gider kalemlerinin belli bir zamanda denkleşmesidir. O halde kamu kesiminin ne olduğunu açıklarsak; konsolide bütçe, yerel yönetimler,KİT bütçeleri, sosyal sigortalar bütçeleri ve fonlardan oluşur. Yani bu beş birimden gelir ve harcamalar yapılır. Oluşan gelir-gider dengesi ise kamu kesimi dengesidir. Buradan çıkacak sonuç, oluşan kamu kesiminin açık vermesi durumu kamu kesimi finansman gereğidir. Kamu kesimi borçlanma gereği, kamu kesimi birimlerinin gelir ve giderlerini nakit bazında değerlendirmeye tabi tutuyor, ortaya çıkacak nakit açığı hesaplanıyor ve borçlanma gereksinimi de böylece bulunmuş oluyor.Kamu kesimi finansman açığı : Kamu kesimi gelirleri - Kamu kesimi giderleri 2004 yılını baz alırsakKamu kesimi finansman gereği : 129-168=34 katrilyon Kamu kesimi borçlanma gereği : Kamu kesimi finansman açığı/ GSMHKamu kesimi borçlanma gereği : 34 / 419= % 8,1 Görüldüğü gibi bu yöntemle kamu kesimi borçlanma gereği bulunabilir. Bu açığın yıllara göre nasıl seyrettiğine bakalım:1998’de ,9,4; 1999’da 15,5; 2000’de 11,8;2001’de 16,4; 2002’de 12,8; 2003’de 8,5;2004’te 8,1;2005’te 0.1,2006’da -2.1,2007’de -1.4.Buradan görüldüğü borçlanmanın 2003 e kadar sürekli artış 2003 sonrası düşüş göstermesidir.Bunun nedeni olarak 2003 yılı öncesinde KİT’lerin başarısızlığı sonucu hazineye yük olmaları ve borç faizleri gösterilebilir. 2003 yılı sonrası KKBG’nin düşüşü konusunda ise hazine müsteşarlığının uyguladığı “stratejik ölçüt’’ uygulamasındaki hususlar gösterilebilir.Bunlar:1)Borçlanmada karşı karşıya kalınan faiz ve döviz kuru risklerinin hafifletilmesi amacıyla borçlanmanın ağırlıklı olarak sabit faizli ve YTL cinsinden gerçekleştirilmesi.2)İç borçlanmada vadenin piyasa koşullarında dikkate alınarak uzatılması.3)Nakit ve borç yönetiminde oluşacak likidite riskinin azaltılması amacıyla yıl boyunca yeterli düzeyde rezerv tutulmasıdır.Aslında borçlanmadaki asıl sorun borçlanmanın miktarı değil vadesinin süresidir yani borçlanma vadesi kısa olmamalıdır.Kısa vade demek yıllık borç servisinin yüksekliği demektir.Borç stokunun yarattığı endişeyi gidermenin yolu vadeyi uzatmak.Vadeyi uzatmanın yolu ise uzunca bir süre istikrarlı bir profil çizmektir.
Şimdide bu borçlanmanın nasıl finanse edildiğine gelelim ;
1)İlk olarak hükümet borç alabilir? Finansal senetleri hükümet bonolarını halka satar.Peki bu nasıl bir sonuç doğurur? Hükümet senetleri Merkez Bankasına satar, Merkez Bankası açık piyasada para karşılığı senetleri satar. Sonuçta ülke sakinleri faiz geliri getiren senetleri tutar ve para arzı değişmez.
2)İkinci çözüm hükümet para basabilir.Bu durumda hükümet MB’ ye nakit karşılığı senet satar, sonra vergi gelirlerinin üstündeki harcamaları karşılamak için kullanır. Bu durumda para tabanı artar fakat para arzı, para çarpanı yüzünden fazla artar.
3)Son olarak dış borçlanmaya gidilebilir. Dış borçlanma, gerekli kaynakların dış alemden belli bir faiz karşılığı elde edilmesidir.dış kredilerden elde edilen kaynakların tamamı veya bir kısmı bütçe açığının finansmanı için kullanılabilir. Uzun vadeli nispeten düşük faizli program ve proje kredileri, yatırımlar amacına ulaşıp dış borç kullanımı ile dış borç servisi arasındaki denge sağlandığında amaç gerçekleşmiş olur.
4) 80 Sonrası sermaye hareketliliğinin serbestliği ile sıcak para girişi açıklarının finanse esilmesinde önemli bir kalem olmuştur.
Yazarlar : Çukurova Üniversitesi İ.İ.B.F. İktisat II. Öğretim Öğrencileri :
Ela Çakırbey ; Emiegül Bilgili ; Olga Topal
Not : Bu yazı Finansal Kurumlar 2007 - 2008 Güz Dönemi Dersi İçin Hazırlanmıştır.