CARİ AÇIK

            Bir ülkenin dış dünya ile ekonomik ilişkileri ödemeler dengesi adı verilen bir bilançoda izlenir. Bu bilanço ülkenin dış dünyadan kazandığı döviz gelirlerini ve dış dünyada yaptığı döviz giderlerini bir denge yaklaşımı ile sergileyerek söz konusu dönem içinde ne kadar döviz açığı yada döviz fazlası verdiğini ve eğer varsa bu açığı nasıl finanse ettiğini ortaya koyar.

 Ödemeler bilançosu dört bölümden oluşur. Bunlar:

·        Cari işlemler hesabı

·        Sermaye hesabı

·        Rezerv hesabı

·        Net hata noksan hesabı’dır

 Cari işlemler hesabı da  kendi içinde dört alt dengeden oluşur:

  • Mal dengesi: Bir ülkenin yurtdışına sattığı mallardan elde ettiği döviz gelirleri ile

      yurtdışından aldığı mallara ödediği döviz giderleri arasındaki farkı gösterir.

 

  • Hizmetler dengesi: Bir ülkenin yurtdışına sağladığı nakliye, sigorta, turizm vb. gibi hizmetlerden elde ettiği döviz gelirleri ile yurtdışından aldığı benzeri hizmetlere karşılık ödediği döviz giderleri arasındaki farkı gösterir

 

  • Yatırım gelirleri dengesi: Bir ülkenin yurtdışında yaptığı doğrudan sermaye yatırımları karşılığında elde ettiği kârlar, portföy yatırımları karşılığında elde ettiği faizler vb. ile yabancıların o ülkede yaptığı benzer yatırımlar karşılığında elde ettiği kâr ve faiz biçimindeki döviz gelirleri arasındaki farkı gösterir  

 

  • Cari transferler dengesi: Yurtdışındaki işçilerden sağlanan döviz girdilerini gösterir.

 O halde cari dengeyi şöylece formüle edebiliriz: Cari denge = Mal Dengesi + Hizmetler Dengesi + Yatırım Gelirleri Dengesi + Cari Transferler.

Bu toplamın sonucu artı ise cari denge fazlası, eksi ise cari denge açık vermiş olur. Daha anlaşılır bir deyişle cari açık; mal ve hizmet ihracatının, mal ve hizmet ithalatından daha düşük olması anlamına gelir. Aynı şekilde ithalatın ihracattan büyük olması dış ticaret açığı anlamına gelmektedir.

 

Açıkça anlaşıldığı  gibi cari açık döviz sorunu demektir. Bir ülkede döviz gelir ve giderlerinin  izlenildiği hesaba cari işlemler hesabı diyoruz. Cari dengenin finansmanını sağlayan hesap, sermaye hesabıdır. Cari denge açık verdiği zaman, sermaye hesabı bunu dengelemek için  fazla verecektir. Eğer cari denge fazla veriyorsa sermaye hesabının bu durumda açık vermesi gerekecektir.

           

Cari açığı yada döviz açığını kapatmak için, dışarıdan döviz girişi yapmamız gerekir, aksi taktirde ülke döviz krizine girecektir. Döviz ülkeye; kısa, orta veya uzun vadeli kredilerle, yabancı sermaye yatırımı ile ve borsa, bono ve tahvile yatırım olarak gelir.

 

Farklı bir yaklaşımla cari açığın önlenmesi için, Merkez bankası’nın döviz piyasasına müdahale ederek, piyasadan döviz satın alarak kuru yukarıya çekerek, ithal malın pahalılaşmasına, ihraç malının da yabancılar için ucuzlaması neden olacaktır. Böylece ihracat aratacak döviz girişi sağlanacaktır. Ayrıca  cari açığı önlemek için tasarruflarımızı arttırmalı yada büyümeden feragat edip yatırımlarımızı kısmalıyız. Tasarruf artışının gerçekleşmesi içinde, faizlerin yükseltilmesi gerekir. Bu önerilerden başka ulusal paranın değerlenmesine engel olunmalıdır. Bu önlemleri zamanında alınmazsa cari açık devamlı artış eğilimde olacaktır.

 

Türkiye’nin cari açığı, Eylül ayında geçen yılın aynı ayıyla karşılaştırıldığında yüzde 18,2 oranında artarak 1 milyar 562 milyon dolardan 1milyar 846 milyon dolara çıktı.Merkez Bankası bu yılın Eylül ayına ilişkin ödemeler dengesi gelişmelerini yayımladı.Buna göre, Eylül ayı cari işlemler hesabı alt kalemler itibariyle incelendiğinde, ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11 oranında artarak 3 milyar 684 milyon dolara, hizmetler dengesindeki fazla yüzde 11,7 oranında büyüyerek 2 milyar 559 milyon dolara, gelir dengesindeki açık yüzde 29,2 artarak 884 milyon dolara ve cari transferlerden kaynaklanan girişler yüzde 7,9 yükselerek 163 milyon dolara çıktı.Bunun sonucunda 2007 yılının Ocak-Eylül döneminde cari açık, geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında yüzde 6,2 oranında artarak 24 milyar 522 milyon dolardan 26 milyar 54 milyon dolara yükseldi.Türkiye’nin 2007 yılının dokuz aylık döneminde turizm gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6,5 artarak 14 milyar 622 milyon dolara, turizm giderleri yüzde 11,7 artarak 2 milyar 384 milyon dolara yükseldi.Bunun sonucunda söz konusu dönemde net turizm gelirleri yüzde 5,5 oranında artışla 12 milyar 238 milyon dolar olarak gerçekleşti.Doğrudan yatırım kalemleri altında Türkiye’deki yabancı sermayeli şirketlerin yurt dışında ki ortaklarından kullandırdıkları kredileri ve yurt dışında yerleşik kişilerin Türkiye’de gerçekleştirdikleri gayrimenkul alımlarını da içeren yurt dışında yerleşik kişilerin yurt içinde yaptıkları net yatırımlar 13 milyar 127 milyon dolardan15 milyar 334 milyon dolara çıktı.

 

Özetle, Türkiye, cari açıklarını sürdürülebilir kılmak, büyümesini istikrarlı hale getirmek istiyorsa cari açıkların büyüklüğünden çok, sıcak parayı cezbeden, Türk lirasını aşırı değerli hale getiren faiz oranlarının yüksekliği konusuna odaklanmalıdır.

SERMAYE PİYASALARININ TARİHİ

OSMANLI DÖNEMİ 

Avrupa’da yaşayan sanayi devrimi ve sömürgecilik hareketleri büyük anonim şirketlerinin ortaya çıkmasına ve bunların halka açılmasına yol açtığında, Türkiye’de yaşayan yabancı tacirler ve azınlıklar bu şirketlerin tahvil ve hisse senetleriyle ilgilenmeye başlamışlardır.O dönemde tedavülde altın para olması, kambiyo kontrolünün bulunmaması ve kapitülasyonların sağladığı serbesti sayesinde bu kişiler dışarıya para çıkararak alım satım yapmıştır.           Daha sonra Tanzimat hareketlerinin de etkisiyle Türkler de bu konuya ilgi göstermişlerdir.Dışarıdan alınan kıymetlerin el değiştirmesi kısa zamanda bizde bir piyasa oluşturmuş, buna da galata bankerleri ön ayak olmuşlardır.                                         

CUMHURİYET DÖNEMİ          

Ülkemizde sermaye piyasasının yeniden doğuşu 1960’lı yıllarda Hürriyet tahvilleri ve tasarruf bonoları ile başlar.Tasarruf bonoları tamamen, hürriyet tahvilleri ise kısmen zorunlu tasarruf mahiyetinde olduğu için,kısa zaman sonra bunları alanlar paraya çevirme imkanı aramaya başlamıştır.Piyasada bazı işbilir kimseler de bunları faiz oranlarına ve vadelerine göre kırarak satın almış,zamanla ara simsarlar da türemiş ve bu iş arzuhalcilere kadar inmiştir.Alıcılar üstüne belli bir kar koyarak bunları parasını değerlendirmek isteyenlere satmasıyla ilk defa ikinci el menkul kıymetler piyasası doğmuş oldu.                                  

DÜNYA BORSASININ TARİHİ           

 Borsaların başlangıç tarihi çok eski olup bunlar Pazar ve panayırlara dayanmaktadır.İlk borsaların temeli kıymetli madenlerin alım-satımı ile atılmış ve bu meslek sarraflık şeklinde gelişmiştir. Zamanla kıymetli madenlerin alım- satımı, aracılarında devreye girmesiyle genişlemiş, kredi belgeleri ile ticari senetlerin alınıp satıldığı bir piyasaya dönüşmüştür.Avrupa da ilk borsa 1487 yılında Anvers şehrinde kurulmuştur.        

 TÜRKİYE’DE BORSANIN TARİHİ             

1854 Kırım savaşı ile başlayan Osmanlı borçları nedeniyle Türkiye’de menkul değerler borsasının kurulması hem kolaylaşmış, hem de hızlanmıştır.Osmanlı borçlanma tahvilleri çıkarılmaya başlandıktan sonra, bunun İstanbul’da bir piyasası oluşmuş ve gayrimüslim bankerler Galata ’da bu işle uğraşmaya başlamışlardır. Türkiye’de bir borsa kurulması gereği bu dönemde ortaya çıkmış ve galata bankerleri kendi aralarında, 1864 yılında bir dernek kurarak bu harekete öncülük etmişlerdir.            Cumhuriyet döneminde kurulan borsalarda esham ve tahvilat yanında döviz alım-satımı da işlemler arasında yer alınmıştır. Ancak Türkiye’de 1931 yılından sonra şiddeti giderek artan kambiyo kontrolü nedeni ile  döviz alım-satımı anlamını yitirmiş ve 1959 yılından sonra borsanın döviz alım-satımı ile ilgili rolü bütünüyle kaldırılmıştır.            Türkiye’de 1981 yılı Temmuz ayında yayınlanan 2499 sayılı sermaye piyasası kanunu ile sermaye piyasası yeniden düzenlenirken Menkul Kıymetler Borsasına yeni bir şekil ve içerik verilmek istenmiş ve 1929 tarih ve 1447 sayılı Menkul Kıymetler ve Kambiyo borsaları kanunu yürürlükten kaldırılmış,bunun yerine  6.10.1983 gün ve KHK/91 sayılı Menkul Kıymetler Borsası hakkında kanun hükmünde kararname getirilmiştir.KHK/91’in yayımı tarihinden bir yıl sonra, 6 Ekim 1984 tarihinde ‘Menkul Kıymetler Borsalarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik’ yayınlanmıştır.18.12.1985 tarihinde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Yönetmeliği 18962 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 26 aralık 1985 tarihinde borsa resmi bir törenle açılarak faaliyete başlamıştır.                                     

İMKB İŞLEM HACMİ           

İMKB’nin işlem hacminin geçmiş on yıl içinde yaşanan krizlere rağmen yıllık ortalama yüzde 20-25 reel artış gösterdiği gözlendi.1996’da hisse senedi piyasasında günlük 230 milyon dolar işlem hacmi varken şu anki işlem hacminin 1 milyar 110 milyon dolar olduğunu  belirtiliyor.Ayrıca şu anda dünya borsaları arasında 24’üncü sıradayız.Bu, 100-150 yıllık borsalarda karşılaştırıldığında İMKB’nin 20 senelik bir kurum olarak ciddi bir atılım içinde olduğu şeklinde değerlendirebiliriz         

Yabancıların İMKB’deki işlem hacmine bakarsak 100 milyar doları aştığını görmekteyiz.Yabancıların İMKB’de 2002 yılında sadece 12,9 milyar dolar olan işlem hacmi , 2003’te 17,3 milyar dolar, 2004’te 37,3 milyar dolar,AB ile müzakerelerin başladığı 2005 yılında 81,2 milyar dolar, 2006 da 88,5 milyar dolara çıkmıştır.Bu yılın ilk dokuz ayında ise yabancıların İMKB’deki işlem hacmi 101,2 milyar dolara ulaşmıştır.                            

Gelirimiz Düşüyor, Nerede Bu Teoriler?

Mevcut ekonomi kuramları, olayları ve ilişkileri açıklarken teorik geçmişlere bakar ve örnek alırlar. Oysa çağımızda değişken piyasaların dinamik koşulları mevcut teorilerin açıklama gücünün düştüğünü göstermektedir. Bu durumda klasik olarak tek başlıktan ekonomiye bakamak büyük hatalara yol açar.   Nobel ekonomi ödüllerinin gelişimine bakarsanız artık davranışsal finans ve davranış ekonomisi üzerine kuramların ödüle layık olduğunu göreceksiniz.  İstatistikte bile artık standart normal dağılım eğrileri geçerliliğini sadece teorisyenlere bırakmakta bununla birlikte üstbasık ve yanbasık dağılımların kullanıldığı yere göre daha etkili sonuçlar verdiği görülmektedir.  Hatta bu durum Sayın Deniz Gökçenin ilgisini çekmiş olacakki yakın geçmişte byu konu üzerine bir yazı derlemiştir. Tekrar sorumuza dönecek olursak, nerede bu teoriler ? Bana göre ı zaman büyük ekonomistleri, hatta onların teorilerinide aramızdan almaktadır. Artık çoklu kalıplardan analizler gerçekleştirmek ve standart olmayan dağılımları kullanmak bir mecburiyet haline gelmektedir. Bu çerçeve bir kenarda dursun hadi gelin ücretli çalışanların gelirlerine ne olduğunu analiz edelim.

Benim hipotezim ücretli çalışanların ücretlerinin arttığı değil azaldığı yönündedir. Hatta TÜİK’in yayınladığı son istatistikler bu gerçeği dahada açığa vurmaktadır.  Yapılan hesaplamalarda kullanılan yöntemlerin ve temsilci değişkenlerin seçiminde yapılan ayıp kabul edilebilecek hataların göz ardı edildiği varsayımıyla analizimizi değerlendirilerim:

TÜİK  Haber bülteni Sayı : 210 dan alınan bazı bilgilere göre ücret artışlarını incelemek gerekmekte ve buna mukabil enflasyon artışlarını incelemek gerekmektedir. Hadi hep birlikte TÜİK sitesinden istihdam işsizlik ücret başığılı altından ücret başlığını inceleyelim ve 3 aylık dönemler halinde değerlendirelim. Hatta bununlada kalmayalım enflasyon oranlarınıda aynı dönemlere denk gelecek şekilde aynı tablo üzerinde inceleyelim.

data1.jpg

Sol sütundaki veri aylık ortalama brüt ücreti (fazla mesai hariç) içermekte, ayrıca kamu ve özel sektör ayırımına gidilmemekte, sağ sütundaki veride ilgili aydaki enflasyon endeksini vermekte; elbette veriler bu şekildede bir anlam ifade etmemekte. Şimdi gelin basit bir analiz yapalım, ücret değişimleeiyle enflasyon değişimlerini inceleyelim, bakalım ne sonuç çıkacak. Yüzdesel değişim cinsinden dönemlerarası değişim değerlendirildiğinde, aşağıdaki tabloya ulaşmak mümkündür.

 data2.JPG Tabloda 1. sütun dönemi, 2. sütun ücret artışındaki değişimi göstermektedir.3. sütunda ise enflasyondaki dönemler arası değişim bulunmaktadır.  Ancak analizimiz 4. sütunda, fark sütununda  ceryan etmektedir. Fark sütunu bu  2 ve 3. sütunlar arasındaki farkı göstermektedir. Diğer bir iadeyle ücretlerin ne kadar ve ne yönde değiştiğini dönemsel olarak göstermektedir. 4. Sütunu dikey olarak toplayacak olursak   %5,4 brüt bir oran çıkmaktadır.  Ülkemizde net ve brüt ücretler arasındaki farkın  yaklaşık %35 olduğu varsayılırsa 1.35 * 5.24 işlemiyle bu fark %7,29 olarak ortaya çıkmaktadır. Ne demek bütun bunlar ne oluyor ne hesaplıyoruz bu %7,29 ne demek diye soranlar mevcut, hemen açıklık getirelim. Bu %7,29 hane halkı gelirinde son 2 yılda oluşan düşüş. Diğer bir ifadeyle son iki yılda yaklaşık %7,29 gelirimizde kayıp oluşmuş.  Hatta öyleki Enflasyon hesaplama yöntemleri kullanılan kalemler evrilip çevrilse bile bu analiz TÜİK sitesine bağlı yapıldığı için geçerliliğini korumaktadır.

Büyük kayıplara alışkın halkımız için söyleyeyim bu oran   çok yüksek bir orandır, net düşüşü olmasada nete çok yakın bir oranı temsil eder ve siz istesenizde istemesenizde cebinizden çıkar gider. Bu çıkan para kötü ekonomi politikalarının sonucudur. Hatalı kararların maliyetidir.  Şimdi çok büyük bir başarı söz konusuymuş gibi Gini katsayısı ile orta sınıfın gelir paylaşımında daha adil politikaların söz konusu olduğunu iddia edenlere sorarım. Gini katsayısı burada nerede?

Herkese iyi çalışmalar diliyorum.

2007 YILI VERGİLERİ

Harç tutarları, 1 Ocak 2007 tarihinden geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranı olan yüzde 7.8′e varan oranlarda artırıldı.

Maliye Bakanlığının Harçlar Kanunu Tebliğleri ile Özel İletişim Vergisi
Genel Tebliği bugünkü Resmi Gazetede yayımlandı.

Özel İletişim Vergisi Genel Tebliği ile mobil telefon aboneliğinin ilk
tesisinde maktu olarak alınması hükme bağlanan ve bu yıl için 24,15 YTL olan vergi tutarı 26 YTL’ye çıkarıldı.

HARÇLAR

Harçlar Kanunu Genel tebliğiyle, Harçlar Kanunu çerçevesinde gelecek yıl
uygulanacak harç tutarları da belirlendi.

Buna göre, 1 yıllık pasaport harcı 126,7 YTL’den 136,5 YTL’ye çıkarılırken, giriş vizesi harcı tek gfirişlerde 152,4 YTL’den 164,2 YTL’ye yükseltildi.

Bir diğer Harçlar Kanunu Tebliği ile de yılbaşından itibaren
konsoloslukların yapacağı işlemlerden alınacak harç tutarları ve değerli kağıt bedellerinin hesaplanmasında esas alınacak döviz kuru da saptandı. Buna göre, bu işlemlerde 1 ABD Doları 1,45 YTL olarak esas alınacak.
Tebliğ hükümleri doğrultusunda yıl içinde geçerli olacak bazı harç
miktarları şöyle:

YARGI HARÇLARI

-Sulh mahkemelerinde, icra tetkik mercilerinde başvurma harcı: 6,2 YTL
-Asliye ve idare mahkemelerinde başvurma harcı: 13.1 YTL
-Belli bir değer bulunmayan davalarda celse harcı: 7.6 YTL
İcra ve iflas harçları.
-İcraya başvurma harcı: 13.1 YTL
-İdare harçları: 9,2 YTL

NOTER HARÇLARI
-Özel vekaletnamelerde beher imza için: 3.7 YTL
-Genel vekaletnamelerde beher imza için: 5.6 YTL
-İşletme defteri ve diğer her türlü defter tasdiki: 10,50 YTL
-Serbest meslek kazanç defteri: 13,10 YTL

VERGİ YARGISI HARÇLARI
-Vergi ve bölge idare mahkemelerine başvurma: 13,1 YTL
-Danıştay’a başvurma: 27 YTL

KONSOLOSLUK HARÇLARI
-Gemilere konsolosluklarca verilecek bayrak şahadetnameleri (Beher rüsum
tonilatosundan): 0.49 YTL
-Gemi jurnalinin tasdiki: 40,7 YTL
-Vizeye tabi olan yabancı hava ticaret ve gezinti gemilerinin vizeleri:
164,6 YTL

PASAPORT, VİZE, İKAMET TEZKERESİ VE YABANCILARA
VERİLECEK ÇALIŞMA BELGESİ HARÇLARI
-Pasaport harçları
6 aya kadar olanlar: 95,6 YTL
1 yıl için olanlar: 136,5 YTL
2 yıl için olanlar: 230,3 YTL
3 yıl için olanlar: 329,3 YTL
3 yıldan fazla süreli olanlar: 466,7 YTL
-Giriş vizesi (Tek giriş): 164,2 YTL
-Müteaddit giriş: 549,6 YTL
-Transit vizesi : 329,3 YTL
-Yabancılara verilecek süreli çalışma izin belgesi (1 yıla kadar): 84,3 YTL
-3 yıla kadar: 253,4 YTL
-Süresiz çalışma izin belgesi: 422,5 YTL
-Bağımsız çalışma izin belgesi: 845,5 YTL

İMTİYAZNAME, RUHSATNAME HARÇLARI
-Patent ve faydalı modeller başvuru harcı: 9,4 YTL
-Markalar başvuru harcı: 38,2 YTL
-Maden arama ruhsatnameleri (Her yıl için): 412,2 YTL
-Silah taşıma müsaade vesikaları (Her yıl için): 329 YTL
-Silah bulundurma vesika harcı: 526,3 YTL
-Özel Kanuna göre verilecek yivsiz tüfek ruhsatnameleri: 13 YTL
-İlköğretim seviyesindeki özel okulların işletme ruhsatnameleri (Her yıl
için): 549,7 YTL
-Lise seviyesindeki özel okulların işletme ruhsatnameleri (Her yıl için):
1.100,1. YTL
-Özel dershane işletme ruhsatnameleri (Her yıl için): 1.100,1 YTL

TRAFİK HARÇLARI
-A sınıfı sürücü belgelerinden (A1 ve A2 dahil): 59,1 YTL
-B sınıfı sürücü belgesinden: 177,5 YTL
-F ve H sınıfı sürücü belgelerinden: 59,1 YTL
-Uluslararası sürücü belgelerinden: 118,3 YTL
-Diğer sürücü belgelerinden: 295,9 YTL
(Stajyer sürücü belgeleri de ilgili olduğu sınıfın harcına tabi tutulacak)

(AA)  BLACKSEA

Döviz Kurunun Tahmin Edilebilirliği

Merkez bankası başkanı açıklamasını yaptı, okumak isteyenler burdan bakabilirler, Ayrıca  enflasyon rakamlarıda açıklandı, o konudaki bilgiyede burdan ulaşabilirsiniz. Şimdi bana kızanlar olabilir, bu bilgileri niye veriyorsun bunları okumak zorundamıyız diyebilirsiniz. Çok üzgünüm bunları okumak zorundasınız ayrıca bunlar yetmez,  eski bir yazım olan Yokmu Döviz Kurunun Doğrusu başlıklı yazıma bakmanızıda tavsiye ediyorum. Bu bilgiler ışığında hemen konumuza girelim.  Döviz kurunda artış bekleniyor, bu artış enflasyondaki gelişmelere ve ihracatçının durumunu gözeterek kontrollü olarak serbest bırakılacak ve merkez bankası müdahale etmeyecek. Kısaca bu durum için piyasaların hazırlanması ve önlem alması  isteniyor. Özellikle açık poziyon alanların bu pozisyonlarını kapatmaları, döviz kuru riskine maruz kalmamaları için hayati önem taşıyor. neden mi? Banka dışı kesimin pozisyon açığı yaklaşık 45 milyar dolar seviyelerinde  seyrediyor. Bu ise son yılların en yüksek seviyelerine denk geliyor. Bu durumda olası riskler bir çok işletmeyi büyük tehlike altına sokacağından Merkez Bankası başkanı piyasayı açık bir dille uyarıyor.  Düşünüyorumda keşke elimizde sihirli bir televizyon olsada yarınki haberleri seyretsek  nedenmi çünkü hem döviz kurunun ne olacağını görürdük hemde kriz kapıda diye bir çok ekonomi köşe yazarının televizyonlarda boy göstermesini izlerdik. Oysa Merkez Bankası başkanı açıkça belirtmiş kriz değildir panik yapmayın, yani diğer bir ifadeyle gereği noktada müdahale söz konusu olacaktır. Ancak adım kadar eminimki seçimlerin yaklaştığı, popülist politikaların beklendiği şu dönemde Merkez Bankası başkanın uyarsının dinlemeyen bir çok köşe yazarı kriz kapıda diye  panik halinde televizyon stüdyolarını dolduracaklar.

Böyle geleceğe ilişkin görüntüleri ve oluşumları şimdiden görebilseydik önceden nasıl pozisyon alacağımızı bilebilirdik. Peki ben şimdi iddia etsem böyle bir televizyon var ancak biraz karlı göstertiyor desem. Merak edenler incelesinler, sihirsiz bir şekilde döviz kurunun ne olacağını tahmin etmek mümkün, Çok basit üstelik. Sihirli reçeteyi veriyorum, futures piyasalara bakarak, nasılmı oluyor?  finans teoremi derki “futures döviz kurları gelecekteki spot kurların yansız göstergeleridir”. Yüksek risk altındaki şoklar hariç kısa vadeli döviz kuru hareketlerini futures piyasalarını takip ederek görmek mümkündür. İşletme yöntecilerine ve yatırımcılara  tavsiyem futures piyasalardaki gelişmeleri takip etmek ve pozisyon açıkalrını furutres piyasalarda işlem yaparakkapatmak yönündedir. Bu dalgalanmadan spekülatif kazanç sağlamak isteyen yatırımcıların aldıkları risklere hiç değinmeyeceğim. Çünkü Yüksek Risk altında yüksek kazanç risk değil cehalettir.

« Önceki girişler