Birbirinden farklı ve güzel bir çok çekicilikleri bulunan ülkemiz açısından yurt dışında karşılaştırmalı üstünlüğümüzün bulunduğu tek sektör turizm sektörüdür. Bu bağlamda ülkemizde bu sektörle ilgili gerek akademisyen gerekse uygulamacılar turizm sektörünün gelişmesi yönünde bir çok önerilerde bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi Türkiye’deki yatak arzının yetersiz olduğu ve bu nedenle yatak arzının arttırılması gerektiği yönündedir. Ancak hiç kimse ülkemizdeki yatak arzının değilde, gelen turistlerin kalitesini arttırma yönünde bir öneri de bulunmamaktadır. Sanki yatak sayısı artırılırsa turizm sektörü hızlı bir şekilde gelişecekmiş gibi bu öneri resmi kurumlarca da özel sektördeki kişilercede vurgulanmakta. Ancak Türkiye’ye gelen müşteri profilini geliştirmedikçe, turizm çeşitlilikleri konusunda ülkemizin potansiyelini geliştirmedikçe, daha etkin bir satış ve pazarlama faaliyeti sürdürmedikçe birinci sınıf tesislerimize 3. veya 4. sınıf turistler gelmeye devam edecek ve bu işletmelerimiz olması gerekenden daha ucuz şekilde satılmaya devam edecektir.
Erdinç KARADENİZ
oesx demiş ki,
Eylül 12, 2006 7:46 am
keşke sadece yatırımla olsa hersey
60 YTL’ ye Bir Tabak bonfile & İçimizde Patlayan Turizm !
Bodrum’a gitmek üzere uçağın kalkış saatini bekliyordum.. Bir espresso söyledim.. Cıgaramı yaktım.. Espresso* dediğim kahve.. Küçük fincanlarda gelir.. Fincanın ancak yarısını doldurur..Bir dikişte, bilemedin iki dikişte içersin..O sirada benim hesap önüme kondu.. Baktim.. Yarim fincan kahve için benden sekiz buçuk lira isteniyor.. Yani beş yildizli bir otelde içecegin viskiden pahali..Paris’in Charles De Gaulle havaalanında bir Euro’ya satılan (bir lira seksen sekiz kuruş) kahveyi sekiz buçuk liradan satıyoruz.“Çıkın adam soyun bari..” diye homurdana homurdana parayı verdim..
İki gün sonra bu kez İstanbul’dan İzmir’e uçuyordum.. Sabahın erken saati, karnım aç.. Bir sandviç ile bir sallama çay aldım..Yirmi lira uzattım.. Oğlan para üstü olarak yüz elli kuruş verdi.. İçimden “Bir çay bir sandviç on sekiz buçuk lira olamaz..” diye geçirirken avucu açık bekliyorum..Tezgâhtar avucuma para yerine on sekiz buçuk liralık fiş koydu..Bu kez “Çıkın adam soyun bari..” diye homurdanmadım.. Çünkü adam soyma fiili hafif kalacaktı, başka bir şey önersem ters anlaşılacaktı.. Etrafta çocuklar da vardı..Dünyada bir havaalanı kafelerinden daha pahalıya satılan kahve veya çay yoktur.. Rekor bizde.. Sanırım turistler üzerinde de iyi bir etki yapıyor..
Sonuç: Bizim hava meydanlarında yemek yemek uçakla iç hatlarda uçmaktan pahalı.. Bizdeki iki sandviç ile iki çay parasına özel şirketler yolcu uçuruyor..Selahattin Duman
Benimde bu konuyla ilgili aklıma gelen birsey, gecen aylarda Antalya havalimanında avrupalı turistin bir tabak bonfileye 60 YTL verince yanlış hatırlamıyorsam ya avrupa insan hakları mahkemesine başvurması yada başvurma hazırlığı yapması ulusal basında haberdi ! Gaykedi
http://gaykedi.blogspot.com/
fakeangel demiş ki,
Ekim 3, 2006 8:01 pm
ah.. hep dusundugum birseydir.. 3. ve/veya 4. sinif turistlere ulkemizde uygulanan imkanlarin yarisi yerli turistlerimize uygulansa, turizmimiz daha canli olur. dunyanin baska hic bir yerinde gormedigim dogal ve tarihi guzelligi hep kendi ulkemde gordum ancak, ucuzlastirma politikasi bize yarar degil, zarar sagliyor. yabanci turistler ulkelerinde yapamadiklari tatili ulasim ve alisveris masraflariyla beraber ulkemizde yapabildiklerinden dolayi tercih ediyorlar ulkemizde tatili..
turizm yatirimi ne yazik ki yatak sayisinin arttirilmasi ve bunun sonucunda fiyat azaltilmasi olmamali bence.. oncelikle, tarihi ve dogal yapiyi korumamiz gerekmekte. korunmak icin cok gec kalinmis yerlerin oldugu cok dogru, 1. sinif diye tanimladiginiz turistler ustunde seni seviyorum, liselim ya da carsi yazili tarihi eser gormek istemezler bence.. ya da dogal dokusu bozulmus doga harikalarini.. ancak bu hasarlarin da belirli restorasyonlarla tarihi yapiya da cok zarar vermeden yeniden duzenlenebilecegini dusunmekteyim..
inanin, yurt disinda o kadar guzel isliyor ki bu.. ulkemizdekilerin yarisi guzellikte olamayacak mimari yapiya zarar vermemek adina fotograf cektirmiyorlar, yuksek sesle konusturmuyorlar.. oysa bizim antik kentlerimizin bulundugu olimposta, ya da bunu buraya nasil yapmislar? dedigim sumena manastirinda insanlarin sanat ve tarihten cok gordugu sey gercekten sevgili isimleri, futbol takimi isimleri vs.., ayni sekilde peribacalarinin, pamukkaledeki travertenlerinin hali de icler acisi..
1. sinif turistlerin yurt disina gitme amaci asla deniz-kum-gunes 3lusu degil.. acik bufede yiyebildigin kadar ye de degil.. gercekten kulturel anlamda kendilerine birseyler katmak icin geziyor insanlar..
keske deginilen asil konu ve yapilan-yapilacak olan yatirimlar bu yonde olsa..
onun sonrasinda da gelen turist zaten yedigi bonfile icin 60ytl odemeyi bu kadar da cok kafaya takmaz bence..
ustelik, havaalanlarindaki bu pahalilik bence turizmle degil de, ozellestirme ve ihalelerle ilgili bir yanlisliktan kaynaklaniyor.. kimse hizmet ya da guzel servis dusunmuyor ki.. en fazla parayi verene kiralarlarsa havaalanlarini, onlar da bu nedenle, fiyatlarini bu kadar yukariya cekerler..
hem ayrica kisisel bir elestrim de olacak. sahsen ben, fiyatini sormadan ya da oturdugum bir kafede vs. menuden fiyatlara bakmadan asla birsey almam.. alinmamali da bence.. sonucta maliyeti en fazla 3ytl olan bir sandvicle en fazla 25ykr olan bir cayi, bir ogrenci degil de, kazanci cok fazla bir insan olsam da almam, bir kac saat daha ac durmayi tercih ederim..
cunku ben bu tarz konularda insanlarimizin da tepkisiz oldugunu dusunuyorum.. nerede olursa olsun, hic talebi olmayan bir malin fiyatinin dusurulmesi gerektigi bilinen de bir gercektir..
her zaman dunyanin diger ulkelerindeki insanlara oranla cin gibi ve cok zeki oldugumuzu savunan bizler, goz gore gore soyuluyoruz ama gikimiz cikmiyor nedense..