İranın nükleer enerji faaliyetlerini arttırmasıyla dengeler gene değişmeye başladı. Kapalı kapılar ardında neler döndüğü benimde kafamı kurcalamaya başlıyor. Bir bakıyoruz İran 30 adet PKK lıyı T.C. devletine teslim ediyor. ABD dışişleri bakanı Rice terörle mücadelede ortak stratejiler belirleneceğini belirtiyor. Aynı anda TSK 240.000 kişiyi güney sınırına yerleştiriyor. Satranç tahtasında hamleler yapılıyor. Sanırım yavaş yavaş Türkiyenin jeopolitik önemi ortaya çıkıyor. Yıllardır ilkokul sıralarından başlayarak kafamıza kazanınan o jeoploitik konum meselesi tekrar gündeme gelmeye başladı. Bu konudaki gelişmeler hususunda okurlarımın fikirlerini öğrenmek istiyorum. Lütfen yorum yazmaktan çekinmeyin.
5 Yorumlar
Yorum Yapın
Size giriş yapmalısınız yorum yapmak için.
Selimcan Ilkbay demiş ki,
Nisan 27, 2006 11:54 am
Ömer bey, inanilmaz guzel bir detaya parmak basmissiniz. Dediklerinize tam anlamiyla katiliyorum. Siyasi arenada bazi degisiklikler gerceklesiyor, özellikle Iran’in deyim yerindeyse nukleer faaliyetlerini surdururken olasi bir Amerikan tehditine karsi PKK li terorsitleri teslim etmesi insanin aklina menfaat nereye biz oraya mantigini getiriyor. Ayrica ABD de bu aralar Iran konusunda sesini kesti. Gorevi Israil devraldi.
Simdi bir carkin tam ortasinda kaldik gene, fi tarihindeki teskere sorunu gibi. Rengini belli etmeden bu isler olmuyor malesef. Bakalim bizim rengimiz neymis?
Murat Kirim demiş ki,
Nisan 27, 2006 2:12 pm
Selim bey ben sizin dediginize katilmiyorum. Boyle menfasat iliskileri cercevesinde hareket eden bir Turkiye yok. Iyi incelenecek olursa Iran nukleer calismalarini guven icerisinde surdurmek icin degil, Turkiyenin Hamas yetkilileriyle gorusmesinden sonra PKK li teroristleri teslim etti. Turkiyenin rengide bu konuda belli gibi.
Ali Ayaz demiş ki,
Nisan 28, 2006 11:13 am
Ben de Selim Bey gibi çarkın tam ortasında kaldığımızı düşünüyorum . Bir tarafta bizden destek bekleyen ( resmi olarak değil İran halkının beklediği destek) müslüman bir ülke, diğer tarafta yaptığı savaşlarda meşruiyetini ispatlayamayan ama bize steatejik ortak olduğunu söleyen ABD. Kapalı kapılar arkasında Türkiye rengini belli etmiş olabilir. Ama sonuç ne olursa olsun her iki durumda da sonuç iyi görünmüyor.
Bir de bu gelişmeleri dünyadaki ABD hegemonyasının sonu olarak görüyorum. ABD’nin hegemonik gücünü şimdiye kadar korumak için kullandığı askeri güç ABD yi hem yıprattı hem de ekonomik olarak çok yükler getirdi. Şimdi çözüm yolu arıyor. Bunu etrafa askeri tehditler savurarak yapıyor.
Saygılar
iktisat demiş ki,
Nisan 28, 2006 1:35 pm
Ali bey kesinlikle iyi analiz etmişsiniz. Rengini belli etme konseptinde riskler daha çok ortaya çıkmaya başlıyor. Her iki yöndende çeşitli avantaj ve dezavantajların olduğu doğru. Birde ABD nin askeri açıdan yıprandığı ve ekonomik açıdan yük altında olduğu gerçeğide var. Ancak Murat beyin dediği gibi Türkiyenin renginin belli olduğu konusuna katılmıyorum. Ancak tarafsız olmakda en kötü taraf olmak anlamına geliyor. Yılmaz Özdilin yakın tarihli bir yazısından bir alıntıyla sözlerimi tamamlıyorum;
“Üç yıl sonra” çıkmış, “üç yıl önce” yaptığı hatanın faturası…
Böyledir bu işler çünkü.
Yanlış iş yaparsın.
O gün anlaşılmaz.
Yıllar sonra çıkar acısı.
“Zamanında yenen hurmalar” denir buna, halk arasında…
Mesela, bakın bugün sınıra…
240 bin askerimiz orada.
Irak’a girdik gireceğiz.
Neden?
Gidelim üç yıl öncesine…
1 Mart 2003′e.
Geçirdin mi tezkereyi?
Geçirmedin.
Aferin.
Ne geçti eline bu üç yılda?
Onlarca şehit. Bir o kadar gazi… Onlarca dul. Yüzlerce öksüz… Şoförlerimiz yakılan kamyonların içinde rahmetli… Kadınlarımız kızlarımız yakılan belediye otobüslerinin altında niyazi… İstanbul’da sivilleri katleden dinci bombalar, Diyarbakır’da devlete meydan okuyan ayrılıkçı molotoflar…
Yetmedi.
Talabani geçti Irak’ın başına.
Çuval geçti bizim başımıza.
Adım atmaya korktun o gün.
Yürü bakalım Irak’a bugün.
ramazan sak demiş ki,
Haziran 18, 2007 7:58 pm
şu an bakıldıgında w.bush ve ahmedinejat türkiyeye muhtac durumda cünkü birinin ırak kaosu,birinin jeopolitik konumda bulunan bir ülkeyle ortaklık kurmak istemesi bu durum bizim lehimize olması gerekmekte bu da güçlü bir politikayla olabilir ama olay ver_kac şeklinde ve yan tutma olmamalı çünkü ülkemizin menfaatleri gözetilmeli…sonucta karsılarında güclü bir türk devleti var.