Detaylı bir ekonomik gelişme analizi üzerinde çalıştığım için bir kaç günlük bir gecikme ile sizlerle tekrar birlikteyim. Son verileride toplar toplamaz ekonomik büyüme ve gelişme arasında bazı değerlendirmelerle karşınıza tekrar çıkacağım. Ancak önce son günlerde dikkatimi çeken bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Ne zaman interneti açsam, sabah, hürriyet, radikal, habertürk, sitelerindeki ekonomi haberlerini okurum. Eğer boş vaktim varsa izlenimler, derinsular, ekonomiturk ve selcukh61 ne Anil Girgin bloglarını sektirmem. Son zamanlarda listeye birde dolmakalem eklendiki buda mutluluk verici bir gelişme. Bütün bu sitelerin linklerine soldaki okuduklarım başlığından ulaşabilirsiniz. Herkesin farkında olduğu bir gerçek bu günlerde dikkati dahada bir çekmeye başladı. Nedir bu gerçek? Tek sesli basın sorunu. Bu sorun şu şekilde ifade edilebilir. Okunan tüm köşe yazarları, seyredilen tüm ekonomi haberleri, benzer veya yakın anlamlar içerisinde aynı konulara değiniyor ve benzer sonuçlara varıyorsa bu sorundan sizde muzdaripsiniz. Ancak canınızı sıkmayın ulusal basındaki tek sesliliğe son dönemlerde blog siteleri yetişti. Uzun süre iktisat okumuş birisi olarak diyebilirimki özellikle ekonomi gibi soyal bir alanda konuşurken çok fazla fikire ve farklı düşüncelere ihtiyaç vardır. Çünkü sosyal olaylar matematik gibi kesin bir doğrultuda ilerlemez. Burdan hareketle ekonomide sadece matematiksel ilişkiler sinsilesi bulunmaz; çoğunlukla sosyal ilişkiler sinsilesi bulunur denilebilir. Bu durumda konular incelenirken pragmatist gözlüklere bakmak çok anlamlı değildir. Ancak bu çok sesliliğe dayanarak sıkça yapılan bir hata en çok tartışılan kuramların hatalı olduğuna inanmaktır. Oysa konular üzerinde çok fazla tartışma olması kuramların veya mevcut düşüncelerin yanlışlığını ve/veya zayıflığını değil doğru olma ihtimalini destekler. Ayrıca iktisadi tartışmalar sonucunda görülmüştürki tek bir doğru yoktur. Bir çok farklı doğru söz konusudur. Bununla birlikte iktisat kuramında dinamik bir süreç içerisinde dünün doğruları bugün tamamen yanlış bile olabilmektedir. İşte bu noktada gazetecilik bölümü mezunu köşe yazarları ekonomi yazmaya başladıklarında, pragmatist bakış açıları ve temel gazetecilik bilgileri ile iktisadi konuları aydınlatmaya kalktıkları zaman malesef çok yetersiz kaldıkları gibi yanlış sonuçlara varmalarıda kaçınılmaz oluyor.
Olaylara akademik açıdan bakanlar ve akademi kökenli gazeteciler bir nebze olsun faydalı yazılar yazarken, bir şekilde piyasada ismi yorumcuya, uzmana çıkmış menkul değerler müdürleri, yatırım fonu danışmanları tamamıyle günübirlik bilgilerle sığ bir şekilde insanları bilgilendirme işine başlıyor. Bunları okudukça ve dinledikçe her seferinde bilgilerimden şüphe etmeye başlıyor ve mevcut teorileri tekrar okumaya çalışıyorum. Bilimsel nitelikte, bir ekonomik sistem analizine başlamadan önce ilk kabul edilmesi gereken konu ekonomi kurumları arasındaki dinamik ilişkiker sürecini anlamak için teorilere ihtiyaç olduğudur. Buna aykırı hareket eden altyapısı olmayan görüşler çoğu zaman insanları yanıltır. Özellikle uygulanan tanımlama ve analiz yöntemi sistem eleştirisine uygunsa, mevcut teorilerle altyapısı destekleniyorsa geçerlidir. Bu şekildeki doyurucu bir yazıyı eleştirmek için teorik tartışmalarda bulunmanız gerekir. Yoksa piyasalar yükseldi dolar düştü, dikkatli olalım açık pozisyonlarımızı kapatalım gibisinden bilgilerle uzmanlık ne kadar oluyorsa gazetecilik bölümü mezunu olup ekonomi hakkında yorum yapabilmek o kadar olur.
Burda amacım kimseyi kırmak veya gocundurmak değil, ancak son zamanlarda herkes söz birliği etmişçesine aynı haberleri temcit pilavı gibi yazıyor çiziyor ve bilip bilmeden üstüne yorum yapıyor. Hal böyle olunca herkes iktisatçı herkes ekonomist, olmadı uzman oluyor. Bu bilimde uzun süre okuyup yüksek eğitim alan kimseler bir kelime ederken bile olanca dikkatiyle davranırken bazıları hiç okumadan dünyaları kurtarıyor.
Selcuk Hakan demiş ki,
Nisan 13, 2006 3:48 am
Klavyenize saglik.
Ulkemiz garip bir yer. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan o kadar cok insan var ki etrafimizda. Inanin benim de bazi yazilari okudukca inanin midem bulaniyor. Satilmis demekten baska hicbirsey demek gelmiyor icimden satilmis kalemler.
Osman demiş ki,
Nisan 13, 2006 4:18 pm
Tespitiniz televizyon yayıncılığı için de geçerli.
Blogların, genel olarak medyanın kalitesini yükseltmesine neden olacak ciddi bir rakip olacağına inanıyorum.
citizen journalism’e dünyada Kore gibi güzel örnekler var. Ya da Guardian’in bugünkü bu haberi gibi.
iktisat demiş ki,
Nisan 13, 2006 8:21 pm
Çok haklısınız. İnanın tek vizyondan olaylara bakmaktan sıkıldık. Olaylar aynı, yorumlar benzer, sonuçlar aynı veriliyor. Sormuyor mu kimse bumu gazetecilik diye?
sibel demiş ki,
Ocak 14, 2007 12:02 pm
sesligündemseslidir
iktisat demiş ki,
Ocak 22, 2007 11:46 am
Bu yorumdan nasıl bir anlam çıkartılması gerektiğini pek anlamadım…
kemal ihsan demiş ki,
Şubat 5, 2007 9:52 am
insan bagzen canlı,bazende cansız bir varlıktır.
kemal ARAZ demiş ki,
Şubat 5, 2007 9:54 am
dünyada tek kelan insan şanssız insandır.
abdulmenaf toker demiş ki,
Şubat 23, 2007 6:05 am
küresel ısınma nasıl