Açılabilecek en masrafsız fakülteler diye bir analiz yapılsaydı şüphesiz ilk üçte idari bilimler fakültesi görülebilecekti. Böyle bir fakülte açmak için bina + eğitim araç ve gereçleri + öğretim üyesi dışında hiç bir şeye ihtiyaç yoktu. Ayrıca son 10 yıldırda trendler bu yönde ilerlerken bizdede her köşe başına açılan üniversitelere ilk eklenen bölümler arasında yerini almaya başladı. Özel üniversiteler içinde durum bundan farklı değil. Mevcut duruma bakacak olursanız Türkiyede idari bilimler fakültesi olmayan özel üniversite yok. Devlet üniversiteleride hemen hemen aynı profildeler. Bu durumun bazı negatif sonuçları olacaktır elbet. Mezunlarınız piyasada hemen iş bulamayacaklar, iş verenler daha düşük ücretten daha iyisisini çalıştırmak isteyecekler, dolayısıyla mezunlar kendilerini geliştirecek farklı uzmanlık alanları oluşturmak isteyecekler. Eskiden üniversitede kalıp öğretim üyesi olmak üzere yapılan yüksek lisansı günümüze doğru geldikçe, boşta gezmeyeyim hemde yüksek lisans yapayım mantığı almakta. Sisteme bu noktada bir darbede mühendislik bölümlerinden geliyor. Finans piyasalarında ve bankacılık alanında mühendislik bölümlerden mezun olup yüksek lisans yapmış, dolayısıyla işletme nosyonuna sahip kimseler yerlerini almaya başladılar. İş verende haklı, piyasalar acımasız, kimse olaylar arasındaki sosyal ilişkileri aramıyor, genellikle matematiksel ilişkiler inceleniyor ve fayda maliyet analizleriyle hareket ediliyor. Mühendislik bölümlerden mezunlar aldıkları matematik ağırlıklı derslerle bu ilişkileri daha ampirik görebiliyorlar. Son yıllarda üniversiteler potansiyeli görüp bir bir tezsiz yüksek lisans programları açmaya başladılar. Böylece mühendislik bölümü mezunları piyasalarda aranan nitelikleri taşıyacaklar. Ancak beklenmeyen bir durum daha oluyor. İdari bilimler fakültesi mezunlarıda tezsiz yüksek lisans programlarına başvurmaya başlıyorlar. Tezsiz yüksek lisans bölümleri sadece idari bilimler dışı öğrencilere açılmadı elbet. Ancak sistemdeki tıkanıklık her tarafa eşit dağılıyor. İki sene önce tezsiz yüksek lisanstan, doktora yapmak için tezli yüksek lisans yapmanız gerekiyordu, ancak bu durum kaldırıldı. Diğer bir ifade ile hangi yüksek lisans programı mezunu olursanız olun, doktoraya başvurabiliyorsunuz. Şimdilik doktora eğitiminin finanse edilemeyecek kadar uzun süre almasından (4 sene yaklaşık) ve alternatif maliyetinin çok yüksek olmasından pek talep olmuyor. Ancak doktora eğitim süresinde bir kısaltma veya gevşeme söz konusu gerçekleşirse bu dengelerinde çok değişeceğine eminim. Bu faktörler altında bilinen, piyasaların potansiyeli yüksek, eğitimi sağlam, kendini geliştirmiş ve hırslı İİBF mezunu istedikleri. Bir soru sorarak bu yazımızı tamamlayalım. Bu özellikleri kaç İİBF mezunu taşıyor?
8 Yorumlar
Yorum Yapın
Size giriş yapmalısınız yorum yapmak için.
Ali Ayaz demiş ki,
Nisan 8, 2006 11:27 am
Ben iktisat 2. sınıf öğrencisiyim. Bu yazdıklarınız beni hem ümitlendirdi hem de bir karamsarlığa itti. Ben kendi açımdan hırslı bir iktisat öğrencisi olduğumu düşünüyordum bu noktada tamam ama ben bu hırslı olmanın gereklerini ne kadar yerine getiriyorum onu tam bilmiyorum. Benim yaptığım şeyleri bütün iibf öğrencileri yapıyor. İşte bu noktada karamsarlığa düşüyorum.
iktisat demiş ki,
Nisan 8, 2006 6:45 pm
Ali bey amacım kesinlikle karamsarlık oluşturmak değil. Ancak şartların günden güne zorlaştığını bilirseniz idealleriniz doğrultusunda dikkatli adımlar atabilirsiniz. İyi bir eğitim almış olmanız her zaman her kapıyı açmaz, ancak kendinizi yetiştirmiş olmanızın faydasını daha çok görürsünüz.
baris demiş ki,
Nisan 9, 2006 8:16 pm
Dogru bir noktaya parmak basmışsınız, ancak endişelenmeye gerek yok, kapalı kapılar ardında değiliz. Verilen diplomaların uluslararası alanda geçerliliği konusu yeterli bir kriter olarak olarak tatmin edici. Ama “kendin pişir kendin ye” usulü olursa bu sadece akademi değil, futbol dahil her alanda sözkonusu zaten
denememeler demiş ki,
Nisan 14, 2006 11:48 am
Türkiye’nin en iyi okulunun İşletme bölümünden mezun oldum. Size katılmıyorum. ne ben ne de arkadaşlarım hiç işsizlik veya mastera kaçma gibi bir durumla karşı karşıya kalmadık. Tezsiz yüksek lisanslar galiba askerliği ertelemek için kullanılıyor bu arada.
amarat demiş ki,
Haziran 30, 2006 9:51 pm
AKP’nin son popülist politikalarından birisi ilköğretimden sonra lise kitaplarının da ücretsiz olarak örgencilere dağıtılması.Başlangıçta ne kadar masumane bir proje olarak gözüküyor değil mi ? Esasında kazın ayağı hiçte öyle değil.Sonuç itibari ile o dağıtılan kitapların parası bizlerden kesilen vergilerle veriliyor , yani bizim vergimizi gene bize veriyorlar fakat burada bunu yaparken gözden kaçan bir nokta var.İndi bu ücretsiz kitapları kimler alıyor ilköğretim öğrencilerinin her birisi değil mi ? Evet , aynen öyle yani İstanbul’da veyahut Hakkari’de devlet okullarında okuyan her örgenci.Devlet baba kendisini hala bizim babamız olarak gördüğü için bize bir ihsanda bulunmuş ve sevgili evlatları olan bizler arasında hiçbir ayrım gözetmeksizin bizlere bu kitapları dağıtmıştır.Dağıtım sonrasında helal olsun başbakana , yahu bu diğerleri gibi değil “ gibi sözleri çok duyduk etrafımızdan şimdi liselere de verilince daha da çok duyacağız.Şimdi bu kitapları zengini de alıyor fakiri de alıyor.Yani bu ücretsiz kitaplardan faidelenmenin tek bir şartı var o da devlet okulunda okumak.Şimdi sorun burada kaynaklanıyor.Hakkari’de ciddi manada fakir olan ailenin çocuğuna devlet babamız önlük vermiyor sadece kitap veriyor bunun yanında birden çok evi olup, arabasını evin önüne değil de otoparka çeken , evinde bilgisayarı ve internet erişimi olan ailelerinde çocuklarına sadece kitapları ücretsiz veriyor.
Devlet baba garibanları koruma adına bütün ilköğretim örgencilerine ücretsiz kitap verirken bu kitapları parasıyla alabilecek gücü olan kişilerden de parasını almadan ücretsiz bir şekilde veriyor.Burada devlet babamız acaba garibanı mı kolluyor yoksa zengini mi kolluyor bunu ben şahsen anlayabilmiş değilim.Türkiye’nin belirli bölgelerinde ciddi manada gariban kimseler var .Çocuklarını kitap almak için maddiyatından para ayırmayı bırakın çocuklarının eve getirecekleri paraya bile ihtiyacı olan insanlar var.Devlet bu iki tür aileyi de aynı kefeye koyuyor.Devletin gözünde insanların evleri , arabaları , bilgisayarları olmaları önemli değil sadece devlet için baz olan çocukların devlet okulunda okuması kriteri.
Herkesin cebinden çıkan paranın devletin sosyal dağıtımcı olması hasebiyle verilen vergilerin ne kadar boşa gittiğini görmek için bu örneği vermek istedim sizlere.Devlet gitsin ciddi manada zeki olup durumları iyi olmayan çocukları okutsun burs versin, Amerikalar’a yollasın, fakat gidip öyle herkesin çocuğuna kitap falan vermesin.Devlet asli işlerine dönsün onları yapsın artık etkin bir devlet olmak için yapılan denetimleri arttırsın fakat kitap dağıtmasın.Alabilenler zaten alıyorlar , alamayanlara gitsin versin devlet.Öğretmenler liste versin milli eğitim bakanlığına benim sınıfımda şu kadar örgenci gariban bunlara kitap verilmesi uygundur diye.Bütün okullara kitap dağıtımını yapabilen bir organizasyon bunu da yapabilir diye düşünüyorum şahsen.
Olayın birde şu boyutu var.Farz-i misal siz kapı komşunuzla dargınsınız ve onun okula giden çocukları var ve sizin vergilerinizle o küs olduğunuz komşunuzun çocuğunun eğitimini siz finanse ediyorsunuz. Böyle bir saçmalık olur mu ? Para sizin cebinizden direk çıksa o parayı verirmiydiniz ? Peki gene para sizin para , sizin vergileriniz nasıl oluyor da sizin paranız o dargın komşunuzun çocuğuna gidiyor ?
Vel hasıl gitti paralar , Bu okuyan çocuklar daha sonra okuyup büyük adam olduklarında farzı-i misal doktor , bu doktora gittiğinizde siz tedavi olacağınız zaman sizden para istemeyecek mi ? En doğal hakkı olarak isteyecek . O zaman bu yapılanların anlamı ne ?
http://www.netlarus.com/amarat/9752/
amarat demiş ki,
Haziran 30, 2006 10:07 pm
yanlış bloga eklenmiş bir yazımdır pardon :=)
Fuat demiş ki,
Ekim 4, 2006 9:16 am
bende iktisat 3. sınıf öğrencisiyim.dediklerini
iktisaaat demiş ki,
Ağustos 11, 2007 5:35 pm
ben iktisat 2öğrenciyim ve gelecekten çok fazla umutluyum iibf açısından çok iyi sıralması olan bir üniversitede değilim ama bana göre insaoğlu var olduğu sürece iktisat herzaman kazanacaktır.kişisel gelişimdir bana göre herşey ve söldikleriniz bana çok ümit verici geldi