10. ULUSAL TURİZM KONGRESİNE DAVET

Sayın Katılımcılar,

Dünyada ve Türkiye’de gerçekleşmekte olan yeni gelişmeler ve eğilimler doğrultusunda yerel, ulusal ve uluslar arası düzeyde turizmi geliştirmeye dönük politik, ekonomik ve işletmecilik konularının ortaya konulması, sorunlarının belirlenmesi, çözüm önerilerinin oluşturulması, turizm alanında çalışma yapan akademisyenler arasındaki akademik etkileşimin kolaylaştırılması ve akademisyenler ile uygulamacıların işbirliğinin güçlendirilmesi amacıyla 10. Ulusal Turizm Kongresi (www.ulusalturizmkongresi.org), 21-24 Ekim 2009 tarihleri arasında Mersin Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulunun ev sahipliğinde Mersin’de gerçekleştirilecektir. Kongremizde aşağıdaki konularda gönderilecek bildiriler, değerlendirmeye alınacaktır.

1. Turizm politikası ve planlaması
2. Turizm işletmeciliğinde yeni yaklaşımlar
3. Turizm işletmeciliği açısından yönetim ve organizasyon konuları
4. Turizm işletmeciliği açısından muhasebe ve finans konuları
5. Turizm işletmeciliği açısından pazarlama konuları
6. Destinasyon yönetimi ve pazarlaması
7. Turizmde yeni teknolojiler
8. Sürdürülebilir turizm
9. Küreselleşme ve turizm
10. Turizmin sosyo-kültürel ve ekonomik etkileri
11. Turizm ve etik
12. Turizm işletmeciliğinde operasyonel yaklaşımlar
13. İklim değişikliği ve turizm
14. Turizm ile ilgili diğer konular
Kongrenin Takvimi
31 Temmuz 2009 : Tam metin için son tarih
31 Ağustos 2009 : Kabul edilen bildirilerin ilanı
30 Eylül 200 : Kongre Programının ilanı
21 – 24 Ekim 2009 : 10.Ulusal Turizm Kongresi

Ayrıntılı bilgi için : www.ulusalturizmkongresi.org

Bildiriler

goknil10utk@yahoo.com

veya

goknil10utk@gmail.com

adreslerinden birine yollanmalıdır.

Kongremize ilginizi bekler, saygılar sunarız.

10. UTK Yürütme Kurulu

 

Dr. Erdinç KARADENİZ

10. ULUSAL TURİZM KONGRESİNE DAVET

Değerli Katılımcı,

Dünyada ve Türkiye’de gerçekleşmekte olan yeni gelişmeler ve eğilimler doğrultusunda yerel, ulusal ve uluslar arası düzeyde turizmi geliştirmeye dönük politik, ekonomik ve işletmecilik konularının ortaya konulması, sorunlarının belirlenmesi, çözüm önerilerinin oluşturulması, turizm alanında çalışma yapan akademisyenler arasındaki akademik etkileşimin kolaylaştırılması ve akademisyenler ile uygulamacıların işbirliğinin güçlendirilmesi amacıyla 10. Ulusal Turizm Kongresi (www.ulusalturizmkongresi.org), 21-24 Ekim 2009 tarihleri arasında Mersin Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulunun ev sahipliğinde Mersin’de gerçekleştirilecektir. Kongremizde aşağıdaki konularda gönderilecek bildiriler, değerlendirmeye alınacaktır.

1. Turizm politikası ve planlaması

2. Turizm işletmeciliğinde yeni yaklaşımlar

3. Turizm işletmeciliği açısından yönetim ve organizasyon konuları

4. Turizm işletmeciliği açısından muhasebe ve finans konuları

5. Turizm işletmeciliği açısından pazarlama konuları

6. Destinasyon yönetimi ve pazarlaması

7. Turizmde yeni teknolojiler

8. Sürdürülebilir turizm

9. Küreselleşme ve turizm

10. Turizmin sosyo-kültürel ve ekonomik etkileri

11. Turizm ve etik

12. Turizm işletmeciliğinde operasyonel yaklaşımlar

13. İklim değişikliği ve turizm

14. Turizm ile ilgili diğer konular

Kongrenin Takvimi 31 Temmuz 2009 : Tam metin için son tarih

31 Ağustos 2009 : Kabul edilen bildirilerin ilanı

30 Eylül 200 : Kongre Programının ilanı

21 – 24 Ekim 2009 : 10.Ulusal Turizm Kongresi Ayrıntılı bilgi için : www.ulusalturizmkongresi.org

Bildiriler

goknil10utk@yahoo.com veya goknil10utk@gmail.com adreslerinden birine yollanmalıdır. Kongremize ilginizi bekler, saygılar sunarız.

Prof. Dr. A. Celil ÇAKICI

10. UTK Yürütme Kurulu Başkanı

2009 Yılı Vergileri Ümüğümüzü Sıkacak mı?

Global finansal krize ülkemizdeki reel kesimi ayakta tutabilmek için bir çok iktisatçı ve evrgi uzmanının görüş birliğinde olmasına rağmen Maliye Bakanlığı 2009 yılında tahsil etmeyi düşündüğü vergi tutarlarını azaltmak yerine arttırma çabası içersinde. Çünkü vergi indirimi yerine kişi ve kurumların vergi yükleri artacağa benzemekte. Ancak bu gidişle krizinde etkisiyle sadece  vergi toplayabildikleri memur, işçi ve küçük esnafı da bulamayacaklarını düşünmekteyim. Aşağıda 2009 yılı için belirlenen vergi tutarları verilmektedir. Okuyun ve tırnaklarınızı ısırınnn

EMLAK VERGİSİNE TABİ DEĞERLERDE YÜZDE 6 ARTIŞ

EMükelleflerin 2009 yılına ait bina, arsa ve arazi emlak vergisi değerleri, mevcut değerlerin yüzde 6 oranında artırılması suretiyle bulunacak tutarlar olacak.
Maliye Bakanlığı’nın 54 seri numaralı Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği Resmi Gazete’de yayımlandı. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince en son 2005 yılında belirlenen takdir komisyonlarının arsalara ve araziye ait asgari ölçüde metrekare birim değer tespiti 2009 için yenilendi. Mükelleflerin 2009 yılına ait bina, arsa ve arazi vergi değerleri; 2008 yılı vergi değerlerinin, 2008 yılına ilişkin tespit edilen yüzde 12 yeniden değerleme oranının yarısı olan yüzde 6 nispetinde artırılması suretiyle bulunacak tutarlar olacak.

CEP TELEFONLARI ABONELİĞİNE VERGİ ARTTI

Mobil telefon aboneliği ilk kez yapıldığında alınan özel iletişim vergisi maktu tutarı 1 Ocak 2009’dan itibaren uygulanmak üzere 27,80 YTL’den 31,10 YTL’ye çıkarıldı.
Maliye Bakanlığı’nın 4 seri nolu Özel İletişim Vergisi Genel Tebliği Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre; mobil telefon aboneliğinin ilk tesisinde (operatör değişiklikleri hariç) maktu olarak alınması hükme bağlanan vergi tutarı (20 milyon lira), 3 Seri No’lu Özel İletişim Vergisi Genel Tebliği ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak 2008 yılı için 27,80 YTL olarak belirlendi.
Yeniden değerleme oranı 2008 yılı için yüzde 12 olarak tespit edildiğinden, söz konusu maktu vergi tutarı 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren 31,10 YTL (Yılbaşı itibariyle TL) olarak uygulanacak.

KDV İADELERİNDE YENİ DÜZENLEME
İndirimli orana tabi işlemlerden doğan Katma Değer Vergisi (KDV) iade taleplerinde, bu işlemler nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen KDV tutarının iade yapılamayacak kısmı ile ilgili sınır, yeni yılda yüzde 12 oranında artırılacak. Maliye Bakanlığının Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Tebliğine göre, yeniden değerleme oranı çerçevesinde yapılan düzenleme ile sonrasında 2008 yılında 11 bin 600 YTL olan iade edilemeyecek KDV’deki sınır 2009 yılı için 13 bin TL’ye çıkartıldı.

DEĞERLİ KAĞITLARDA YÜZDE 14,3 ARTIŞ

Değerli kağıt bedelleri, 1 Ocak 2009′dan geçerli olmak üzere yüzde 14,3′e varan oranlarda artırıldı. Buna göre, pasaportlar için bu yıl 81 YTL olan değerli kağıt bedeli, yüzde 11,1′lik artışla 90 TL’ye yükseldi. Bu yıl 35 YTL olan sürücü belgeleri için de 2009′da yüzde 14,3′lük artışla 40 TL bedel ödenecek. Nüfus cüzdanları için ödenecek bedel ise değişmedi. 2009 yılında da nüfus cüzdanı belgesi için 3TL ödenecek.

1 Ocak 2009 tarihinden geçerli olmak üzere değerli kağıt bedelleri şöyle:

-Noter kağıtları
Noter kağıdı 3,00 TL
Beyanname 3,00 TL
Protesto, vekaletname, re’sen senet 6,50 TL

-Pasaportlar 90,00 TL

-Yabancılar için ikamet tezkeresi 90,00 TL

-Nüfus cüzdanları 3,00 TL

-Aile cüzdanları 30,00 TL

-Sürücü belgeleri 40,00 TL

-Sürücü çalışma belgeleri 40,00 TL

-Motorlu araç trafik belgesi 40,00 TL

-Motorlu araç tescil belgesi 30,00 TL

-İş makinesi tescil belgesi 30,00 TL

-Banka çekleri 2,00 TL.”

KONSOLOSLUK İŞLEMLERİNDE YENİ KUR

Muvazzaf ve fahri konsolosluklarımızın 2009 yılında yapacağı işlemlerde uygulayacağı harç miktarlarının hesaplanmasında esasalınacak dolar kuru, 1,55 TL olarak belirlendi. Maliye Bakanlığının Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan Harçlar Kanunu Genel Tebliğine göre, konsolosluklarımızca döviz cinsinden alınmakta olan harç miktarlarının hesaplanmasında esas teşkil edecek emsal sayılar da, noter harçlarını düzenleyen 2 sayılı liste için 5,6, konsolosluk harçlarına ilişkin 5 sayılı liste için 1,45, pasaport, vize, ikamet tezkeresi ve yabancılara çalışma izin belgesi harçlarını düzenleyen 6 sayılı liste için 0,35 olarak uygulanacak. Emsal sayı, gemi ve liman harçlarına ilişkin 7 sayılı liste için de 1,2 şeklinde tespit edildi.

VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ

Veraset ve intikal vergisinde yer alan istisna tutarları, 1 Ocak 2009 tarihinden geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranı çerçevesinde yüzde 12 artırıldı. Maliye Bakanlığının Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlanan Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Genel Tebliğine göre, evlatlıklar dahil füruğ ve eşten her birine isabet eden miras hisselerinde halen 96 bin 75 YTL olan istisna miktarı, yeni yılda 107 bin 607 TL olarak uygulanacak. Füruğ (çocuk ve torunlar) bulunmaması halinde eşe isabet eden miras hissesindeki 192 bin 265 YTL’lik istisna da 215 bin 336 TL’ye çıkacak. İvazsız (karşılıksız) suretle meydana gelen intikaller ile para ve mal üzerine düzenlenen yarışma ve çekilişlerde kazanılan ikramiyelerdeki istisna da 2 bin 216 YTL’den 2 bin 481 TL’ye yükselecek.

DAMGA VERGİSİ YÜZDE 12 ARTACAK
Damga Vergisi tutarları 1 Ocak 2009′dan geçerli olmak üzere yüzde 12 artırıldı. Maliye Bakanlığının Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği, Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlandı. Buna göre maktu vergilere, yeni yılda yeniden değerleme oranı olan yüzde 12 zam uygulanacak. Her bir kağıttan alınacak damga vergisine ilişkin üst sınır, 1 Ocak 2009′dan itibaren 1 milyon 136 bin 904,10 TL olacak.

Yeni düzenlemeyle damga vergisine tabi bazı kağıtlarda oranlar ve yeni
tutarlar şöyle:

AKİTLERLE İLGİLİ KAĞITLAR -Belli parayı ihtiva eden kağıtlar:
Mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknameler (binde 7,5)
Kira mukavelenameleri: (binde 1,5)
Kefalet, teminat ve rehin senetleri (binde 7,5)
-Belli parayı ihtiva etmeyen kağıtlar:
Tahkimnameler 25,40 TL
Sulhnameler 25,40 TL
Turizm işl. kontenjan sözleşmeleri 142,00 TL

TİCARİ İŞLEMLERDE KULLANILAN KAĞITLAR
-Ticari ve mütedavil senetler
-Emtia senetleri:
Makbuz senedi 9,00 TL
Rehin senedi 5,40 TL
İyda senedi 1,10 TL
Taşıma senedi 0,50 TL
-Konşimentolar 5,40 TL
-İpotekli borç senedi, irat senedi (binde 7,5)

MAKBUZLAR VE DİĞER KAĞITLAR
-Makbuzlar:
-Resmi daireler tarafından yapılan mal ve
hizmet alımlarına ilişkin ödemeler (binde 7,5)
-Maaş, ücret, gündelik, aidat, ikramiye,
harcırah v.s hizmet karşılığı alınan paralar
için verilen makbuzlar ile nakli ve tediyeyi
temin eden kağıtlar (binde 6)
-Vergi beyannameleri:
Yıllık gelir vergisi beyannameleri 25,40 TL
-Kurumlar vergisi beyannameleri 33,90 TL
-KDV beyannameleri 16,90 TL
-Muhtasar beyannameleri 16,90 TL
-Diğer vergi beyannameleri 16,90 TL

E. BLACKSEA

TURİZM İŞLETMECİLİĞİ VE OTELCİLİK YÜKSEKOKULLARININ FAKÜLTELERE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ

 

GİRİŞ

 

İkinci Dünya Savası’nın ardından gelir düzeyine paralel olarak artan bos zaman, göreceli barış ortamı ve ulaşımdaki teknolojik gelişmeler; turizmi küresel bir endüstri haline getirmiştir. Dünya çapında hızla büyüyen bir endüstri olması ve ülkelere yaptığı ekonomik ve sosyal etkiler, turizme olan yatırımları ve dikkatleri arttırmış ve turizm, üniversitelerde eğitimi verilen akademik bir dal/disiplin olmuştur. Özellikle son otuz yılda; turizmin ekonomik, sosyal, politik, kültürel ve çevresel etkilerinin küresel yankıları akademik çevrelerce (coğrafya, sosyoloji, ekonomi, isletme ve kamu yönetimi gibi) farklı disiplinler içinde incelenmiş ve turizm “çok disiplinli” bir fenomen olarak kabul edilmiştir (Veal, 1992).

 

Turizm olayı, bir yandan dünyada hızla gelişen bir endüstri halini alırken, diğer yandan bilimsel açıdan incelenen ve yüksek öğretime kadar her seviyede eğitimi verilen bir konu olmuştur. Turizm bir endüstri olarak ele alındığında turistlerin yerel toplumla ve endüstriyle ilişkileri soyut tecrübeye dayansa da, bu arz talep ilişkisinin sonuçları somuttur (turizmin ekonomik, çevresel etki ve sonuçları gibi). Dolayısıyla turizmoloji/turizm bilim denince; ilerleyen zaman içinde her destinasyona ve o destinasyondaki sosyal, politik, ekonomik, coğrafi, çevresel ve gerek özel gerekse kamusal idari şartlara göre değişen, turizm endüstrisi ile ilgili doğrudan ve dolaylı ilişkileri, oluşumları ve süreçleri inceleyen çok disiplinli bir bilim dalı akla gelmektedir. “Turizmoloji; turizm endüstrisinin bir işletmesinde para harcayan ve en geniş manasıyla ‘turist’ olarak anılan kişilerin gerçekleştirdiği gezi ve yolculukları inceleyen disiplinler arası sosyal bir bilim dalıdır (Hoerner, 2003, s. 12).

 

Turizmin küresel gelişimi ve uluslararası ilişkiler ile kültürel alışverişlerin bütünleşme süreçlerinde artan rolüne bağlı olarak ortaya çıkan bir sorun; bilimsel bilginin ve disiplinler arası araştırmaların nesnesi olan modern turizmin bilimsel açıdan gelişiminin devam ettirilebilmesi için bilim insanlarının soruna daha geniş açıdan bakabilmelerine yönelik gereksinimdir (Pykharev, 2006).

 

Türkiye’de lisans düzeyinde örgütlenen turizm eğitiminde turizm mesleğine yönelik uzmanlar yetiştirme çabasıyla açılan Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokullarının, günümüzde turizm olgusunun ortaya çıkardığı oluşum ve süreçleri inceleyebilecek, turizm bilimi konusunda yetkin bilim insanlarının yetiştirilmesi ve bilimin evrensel yöntemlerini kullanarak bilgi üretmeye yönelik çalışmalar yapabilecek bir akademik yapılanmaya ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu çerçevede, bu raporda, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokullarının fakültelere dönüştürülmelerinin gerekçeleri sunulmaktadır.

 

 

MEVCUT DURUM

 

            Bugün, Türkiye’de 43 kurumda lisans düzeyinde turizm eğitimi verilmektedir. Bunlardan 15 tanesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakülteleri ve 6 tanesi Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu bünyesindedir. Kalan 22 tanesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu olarak faaliyet göstermektedir. 22 Yüksekokuldan 17 tanesi faal durumda olup, eğitim-öğretim faaliyetlerine devam etmektedir.

 

Tablo 1, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokullarının kuruluş kanunları ve ilgili Yüksekokullardaki öğretim elemanı sayılarını göstermektedir. Buna göre, söz konusu yüksekokulların öğretim elemanı kadrosundaki Profesörlerin ve Doçentlerin oranı eşit olup;  bu oran %8’dir. Yardımcı doçentlerin oranı %32’dir. Öğretim yardımcılarının oranı ise %52’dir.

 

Tablo 2, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokullarındaki lisansüstü eğitim-öğretime ilişkin bilgileri göstermektedir. Tablodan söz konusu okulların 9 tanesinde yüksek lisans ve 3 tanesinde de doktora programı olduğu anlaşılmaktadır. Yüksek lisans programlarında kayıtlı öğrenci sayısı 119 olup; bugüne kadar 210 mezun verilmiştir. Doktora programlarına devam eden öğrenci sayısı 46 olup, 37 mezun verilmiştir.

 

Tablo 3, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokullarındaki lisans programlarına ilişkin bilgiler yer almaktadır.  Söz konusu bu okullarda lise birincisi kontenjanları ile birlikte 2578 kontenjanın olduğu anlaşılmaktadır. Mevcut lisans öğrenci sayısı 10319 olup; günümüze kadar 15229 mezun verilmiştir.

 

FAKÜLTEYE DÖNÜŞMENİN GEREKÇELERİ

 

Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokullarının fakültelere dönüştürülmesinin gerekçeleri aşağıda özetlenmektedir:

 

  • Turizm, Türkiye ekonomisi açısından vazgeçilmez bir sektördür ve nitelikli eleman ihtiyacı, hizmet sektörünün gelişimiyle birlikte gittikçe artmaktadır. Turizm eğitimi ile ilgili kurumlardan mezun olan öğrenciler, başta konaklama, seyahat, yiyecek-içecek olmak üzere hizmet sektörünün birçok alanında iş imkanı bulabilmektedir. Dolayısıyla alan olarak turizmin popülaritesi ve öğrenci talebi hızla artmaktadır. Önümüzdeki yıllarda kontenjan probleminin yaşanmayacağı bir gerçektir.

 

  • 4 yılık Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulları ile 2 yıllık Meslek Yüksekokullarının kamuoyu nezdindeki statüsü ve imajı konularında kavram kargaşası yaşanmaktadır. Bu nedenden dolayı, turizmde lisans eğitimi alan öğrenciler, kamu ve özel sektörde birçok zorluklar yaşamaktadırlar. Bazı eğitim kurumlarının Turizm Fakültesine dönüştürülmesi, diğerlerinin Yüksekokul olarak kalması, bu karmaşayı artıracaktır. Dolayısıyla, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokullarının fakültelere dönüştürülmesiyle bu kargaşa giderilmiş olacaktır.

 

  • Ülkemizde lisans düzeyinde turizm eğitimi 30 yılı aşkın süredir verilmektedir. Bu sürede turizm eğitimi ile ilgili çok sayıda bölüm açılmıştır. Günümüzde bölüm adları ve programları açısından da bir karışıklık yaşanmaktadır. Fakülteleşme, bölüm adlarının standartlaştırılmasını ve eğitimin niteliğinin yükseltilmesini sağlayacaktır. Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulları fakültelere dönüştürüldüğünde, bölümleşmeler daha net ve sağlıklı olacaktır. Bölümleşme ise,  akademisyenlerin çalışmalarında belirli konulara ağırlık vermesine ve turizm biliminin daha sağlıklı gelişmesine yol açacaktır.

 

 

  • Fakülteleşme sağlanamadığı için lisansüstü eğitim ve öğretim üyesi ihtiyacının giderilmesi sorunu çözülememektedir. Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu sayılarının hızla artması ile birlikte öğretim elemanı ihtiyacı da buna paralel olarak artmaktadır. Günümüzde bu durum kronik bir sorun haline gelmiştir.

 

  •  Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokullarında lisans eğitiminin yanı sıra, yüksek lisans ve doktora eğitimi de verilmektedir. Halen 6 yüksek öğretim biriminde turizm alanında doktora programı bulunmaktadır. Mevcut programlar artmakta olan öğretim üyesi ihtiyacını gidermekten uzaktır. Fakülteleşme, bu sorunun hızlı bir şekilde çözülmesini sağlayacaktır.

 

 

  • Turizm alanında doçentliğin 2000 yılında kaldırılmış olması, lisansüstü eğitim alan öğrencileri turizm dışındaki alanlara yönlendirmekte ve bu da öğretim üyesi ihtiyacını artırmaktadır. 

 

  • Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokullarının Fakültelere dönüştürülmesi, söz konusu kurumların üniversitelerin üst kurullarında daha iyi temsil edilmelerini sağlayabilecektir.

 

 

SONUÇ

 

Yukarda verilen bilgiler ışığında, eğitim öğretim faaliyetlerini sürdüren mevcut Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokullarının “Turizm Fakülteleri”ne dönüştürülmesi hususunu saygılarımızla arz ederiz.

 

 

 

 

 

BORÇ YÖNETİMİ ve FAİZ ORANI RİSKİ

Bu çalışma borç yönetimini, faiz oranı riskinin, Monte Carlo simülasyonları gibi  kantitatif metotlarla  ölçülmesini ve türev  araçların fiyatları ile vade yapılarının modellendirilmesini incelemektedir. Kurumlar, yatırımlarının uzun dönemli getirisini arttırmak için durağan finansal ortamlar isterler ancak faiz oranı riski bu isteği bozar ve hedefleri saptırır. Firmanın faiz oranı riskine açık olup olmadığının ölçümü nasıl hesaplanır? Borçlanma yapıları uzun dönemlimi  yoksa kısa dönemlimi olmalıdır? Firmanın vade karması ne olmalıdır? Bu çalışmada bu soruların cevapları aranmaktadır. Faiz oranı riski yönetimi kantitatif modeller çerçevesinde incelenecek, Monte Carlo simülasyonları ile ilgili hesaplar yapılacaktır.

 Endişenin Kaynağı 

            En temel finans kurallarından birisi, mükemmel olmayan sermaye piyasalarının firmaları borç yönetimine sürüklediğidir. Nobel ödüllü Modiglianni  Miller teorisi gelişen risk yönetiminin mükemmeliyetten uzaklaşan yapının yerini aldığını göstermektedir.  Mükemmel para – sermaye piyasalarında, hissedarın refahı  borç yönetim politikasının kullanılmasıyla artar. Bu politika aktif – pasif  dengesini göreceli olarak arttıracaktır. Diğer bir ifade ile portföyün yada hisse senedinin pazar değerini arttırarak, her yatırımcıya maksimum refah sağlayacaktır. Mükemmel piyasalarda tüm uygun portföyler aynı fon gereksinim akımı ile çalışır ve dolayısıyla aynı pazar değerine sahiptirler.  Aksak  piyasaların mükemmel piyasalardan şu farklılıkları vardır.

1 – Vergiler; vergi kalkanının bugünkü değeri finansman stratejilerindeki değişimi göstermektedir. Eğer tüm borçlar aynı vergilerin baskısı altında ise, vergi gelirlerinin değişkenliğindeki düşüş firmanın bugünkü değerini arttırarak ekstra vergi maliyeti ve geleceğe taşınan  kayıpları düşürür. Genelde doğrusallıktan uzak vergi, potansiyel finansal risk yönetiminin faydasını arttırır.

2 – Dağıtım ve transfer maliyetleri; kısa vadeli fonlama ile dağıtım yada, yüksek hacimli ticaret, maliyetleri arttırır. Transfer maliyetleri borç yönetiminin en geniş konusudur. Bu maliyetler borç yönetimi politikalarına göre kolayca değişir.

3 – Teminat yenileme hararları; yeni finansal ürünler pazara girdiklerinde yenilik karları yaratırlar, bu ürünleri alan yatırımcılar aynı zamanda vergi kalkanlarının da alıcısıdırlar.      

4 – Ticaret karları; firmalar karlı teminat ticareti yaparak yada finansal pazarlarda arabuluculuk yaparak karlarını realize ederler. Sermaye pazarlarının geniş ve bağdaştırıcı yapısı ile teminat altına alınmış ticaret karları ve firma değeri artar.

5 – Finansal sıkıntı maliyetleri; yüksek riskli firmalar, maliyetin yeniden yapılandırılma olasılığı ile daha fazla karşılaşırlar. Teminatlama (Hedging) finansal sıkıntı maliyetlerinin bugünkü değerini düşürür.

6 – Yönetimsel güdüler; yönetim performansı, finansal riske ve çerçeveye bağlıdır. Finansal riski kontrol güdüsü yönetimin daha saldırgan kar anlayışına sebep olabilir.

7 – Yönetim kalitesi; Bazen yönetim dışındaki olayların yönetici kontrolünde olanlarda ayırt edilmesi çok zor olur. Burada yönetim kontrolü bir oran (no nosie ratio) ile denetlenebilir. Çok daha düşük maliyetle bazı sorulara cevap bulunabilir.

8 – yatırımlar; yüksek kaldıraçlı firmalar yeni yatırım projelerinden kaçarlar. Risk yönetim uygulamaları tahvildarların artan potansiyel ödemeleri kabul etmeyeceklerini göstermektedir.

9 – Ödünç maliyetlerinin azalması; eğer firma ödeyemeyeceği borç miktarını biliyorsa sermayenin borç maliyeti yatırımcıların hisse senedi pazarındaki  kazançlarından düşük olacaktır. Aradaki farktan doğan ekstra kazanç ile fon yaratmak, risk yönetiminin konusuna girecektir.

10 – Firmanın risk priminin düşürülmesi; tüm diğer şartla aynı olmak koşulu ile yatırımcılar düşük riskli firmalara daha çok öderler.

            Bu aksak piyasa koşulları altında pazarda tutunabilmek ciddi bir sorundur ancak bazen bu sorun finansal riski değiştirmeyi gerektirirken bazen de finansal riski değiştirmek gerekmez.

  Borç Yönetimi Stratejisinin Amaçları 

            Yukarıdaki maddeler aksak piyasa koşulları altında firmanın vergi sonrası net bugünkü değerini nasıl arttırabildiğini de göstermektedir. Ancak bunları tam anlamı ile maddelemek  imkansızdır. Her aksaklığın firmanın toplam değerine olan etkisi hesaplanamasa bile bu durum aksaklığın göz ardı edildiğini göstermez. Örneğin bir işletme finansal sıkıntıdan çok uzakmış gibi gözükmesine karşın riskli olabilir. Bunun sebebi tehlikeli borç yönetim politikalarının uygulanmasıdır.

            Bu işlemlerde öncelikle maliyetleri yada karları ölçmek gerekmektedir. Örneğin yatırım bankacılığı uygulamalarında karlar Pazar tabanında firmalara eklenmektedir. Bunun sonucu olarak ticaret fonksiyonu, problemleri çabuk tanımlama hususunda  katı bir disiplin içermek zorundadır. İşletmenin aktif pasif yönetiminde yeni akışlarda elde edilen kaynakların potansiyel yeni ticaret sahaları için hisse senetlerine yatırılmadığı gözükmektedir. Bunun yerine bu kaynaklar, daha önceden süregelen işler için yatırıma dönüştürülmektedir. Bu yatırımlarında dönüşümünü ölçmek zordur. Bu karlar firmanın borç yönetiminden bağımsızdır. Bu sebeplerden ötürü toplam ticaret karı borç yönetim politikalarının gelişimi ve performans için uygun bir ölçüm değildir.

            Farklı ifadelerle borç yöneticisi riski, nakit akışları ve nakit ihtiyacına bakarak elimine eder. Örneğin geniş çaplı bir sanayi işletmesinde nakit akışlarını tahmin etmek çok zordur. Bundan sonra bahsedilecek konularda ifade ve varsayım bütünlüğü açısından finans yöneticisinin firmanın aktiflerinin yapısı hakkında genel fikir sahibi olduğu şeklinde bir ifadeye şimdi yer verilmektedir.        

            Bu durumlarda borç yönetimi fonksiyonu aynı zamanda yatırım fonu yönetimidir. Yönetici fonları tutar ve performans yatırımcıya dönüş ile ölçülür. Burada yönetici fonların yatırımcıya maliyetini düşünmez.  Borç yöneticisi de firmaya fon sunar ve performans maliyet üzerinden yapılır. Bir tarafta kar diğer tarafta maliyet dikkate alınır. İki yönlü bu sistemin işleyişine şöyle bir örnek verilebilir.

    

a)t-1 dönemdeki kapanışta pasifler $1 milyar

b)t döneminde $6 milyonluk kupon ödemesi var ve dolayısıyla vergilerde $2 milyonluk bir düşüş oluyor. $1 milyon da net nakit akışlarından kazanılmış durumda.

c)t dönemindeki kapanışta pasifler $997,2 milyon ise

            Basit günlük faiz olarak, toplam pasiflere ödenen efektif faiz oranı şöyle hesaplanır;

             

 Faiz Maliyetin Karşısında Pazar Hedeflemesi  

            Yukarıda borç yöneticisinin maliyet bakımından, hedef pazar değerindeki kayıptan performans ölçümü yapılmıştır. Bunlar hep bilançodaki maliyet  akışlarıdır ve kar/zarar tablosunda faiz maliyeti olarak gözükür. Mükemmel sermaye piyasaları olduğunda hisse senedi sahipleri firmanın pazar değeri ile ilgilenirler. Ancak piyasalar aksaktır. Faiz ve pazar hedeflemesi etkilerini ayırmak   gerekir. Risk azaltan strateji tüm pasifleri kısa dönemli olarak fonlamaktan geçer. Yukarı eğimli hasılat eğrisi ve kısa dönem planlama doğrusuna bakarak kısa dönemli akışların maliyet etkin olduğu söylenebilir. 10 yıllık bir dönem için toplam risk, 10 yıllık sabit bono faizi olarak “0” iken hareketli oranın yaratacağı risk daha dramatiktir. Kısa ve uzun dönem planlama çerçevesinde bu ayrım  etkin borç yönetim stratejilerine ihtiyaç olmadığını gösterir. Ancak piyasalardaki aksaklık ihtiyacı doğurur.

 Borç Yönetimi Ölçüm Sistemi 

            Alınan riskleri ve değerleri ölçebilen bir strateji aşağıdakileri iyi bilmeyi gerektirir.

a) Geçerli pasif stratejisini ve vade profilini

b) Geçmişteki ve halihazırdaki stratejileri

c) Statik politikaları içeren aday stratejileri yada dinamik stratejileri

d) Özel araçları (Opsiyon, swap, hazine bonosu)

e) Özel araç gruplarını

            Bunlar veri tabanına eklendikten sonra kullanılacak borç yönetimi stratejisinde aşağıdaki özellikleri incelemek gerekir.

1 – Mevcut pazar değeri

2 – Durasyon

3 – İçbükeylik

4 – Vergi kalkanının bugünkü değeri

5 – Akış maliyeti

6 – Çevrim Maliyeti

7 – Toplam efektif Faiz

8 – Vega (Toplam maliyetin volatiliteye duyarlılığı)

9 – Exposure

10 – Risk

11 – Tahmin edilen efektif faiz

12 – Olası en kötü durum

13 – Tahmin edilen faiz harcaması

            Bir endekse olan exposure, toplam faiz maliyetinde beklenen değişmenin 1 br. Endeks değişmesine olan duyarlılığıdır. Bu durum regresyon ile hesaplanabilir. En genel exposure ölçüm yöntemi ise durasyondur, 1 br. Paralel aşağı oynayan 0 kupon hasılat eğrisinin hisse senedi üzerinden portföye olan etkisinin ölçülmesidir.

            Borç yönetim sisteminde a, e pozisyonunda 1 – 13 özellikleri ihtiyacı karşılar. Örneğin talep efektif toplam faiz maliyeti yönünde ise sistem hesap yapılacak dönemi belirler. Durasyon, volatilite, dışbükeylik ve diğer risk ölçümleri şu andaki exposure un b,r göstergesidir. Risk yada toplam faiz maliyetinin beklenen değeri gibi ölçütler belirli dönemler arası baz alınır. Exposure talebi, kullanıcının istediği endekse göre sorgu dizini oluşturulmasını gerektirir. Tüm dağıtım olasılıkları, Monte Carlo modelleri ile sistemdeki verilerin yada kullanılan istatistiksel metotların rastsal fiyat ve faiz değişimine nasıl tepki verdiği incelenebilir.

 Faiz Oranı Riski Simülasyonu 

            Bu bölümde faiz oranına etki eden faktörlerin tamamının sabit getirili pasifler üzerindeki etkisi incelenmeye çalışılmıştır.sabit getirili pasiflerin t dönemde oluşturduğu portföy gelecek forward faiz oranlarına bağlıdır.

            Ft = Ft(T1), Ft(T2),………Ft(Tn)

            Ft(T1) t dönemde yağılan kontratlar ve vadesi t+T1, T0=0, T1=1 ay ise TN =30 yıl olmak kaydiye forward oran şöyle belirlenir;

            Ft(T1)=-1/Ti – Ti-1 [((LogDt(T1)-Log(D)t)Ti-1]

            Dt(Ti) = t döneminde vadesi Ti de dolacak olan senedin ıskontosu ise ıskontolar şöylece hesaplanabilir.

            Dt(T1) =exp[-Ft(T1)m1 - Ft(T2)m2- ............ Ft(TN)mi]

            Mi = Ti – Ti-1

            Forward faiz oranı (ft) aynı zamanda kredibilitedir.  Pt(ft) algoritmik olarak oran eğrisi ile hesaplanabilir. Portföyün pazar değerindeki forward oran eğrisine bağlı olan değişimler tahmin edilerek ölçülmeye çalışılmaktadır. Risk yeni portföy değerinin standart sapması olarak hesaplanabilir. V = Pt+1 (Ft+1), bu rastsal v değişkeninin dağılımı %95 güvenle geçerlidir. T – t1 dönemleri arası kredi notunda bir değişiklik yoktur. Böylece tüm risk tahmin edilemeyen forward faiz oranlarına aktarılmıştır.  1000 adet yeni, farklı ve uygun forward oran eğrisi oluşturarak portföyün gelişimini takip etmek yararlı olacaktır. F1 den Fn e kadar olan forward oranların hepsi Ft+1 için adaydır. Artık portföyün pazar değeri V1, …..Vn ölçülebilir ve risk portföyün standart hatası olarak hesaplanabilir. Yapılan tahminlerin güven düzeyi %95 olarak belirtilmiştir.

 Geçmiş Forward Oran Eğrileri   

            Aday forward oran eğrisi için geçmiş veriler kullanılınca  mevcut veri ile geçmişe gidip aynı eğrileri bir daha tahmin edecek burada tahmine kupon oranları, swap oranları gibi dışsal veriler eklenecek olursa yeni verilerle hesaplanacak doğrusal olmayan EKKY ile önceki sonuçlar sınanabilir. Ancak burada öncelikli temel varsayımlardan bazıları göz ardı edilecektir. Örneğin sabit kalması varsayılan kredi notu aslında sabit değildir.

 Geçmiş Verilerle Simülasyon 

            Daha önce hesaplanmış forward oran eğrileri ile geçmiş dönemler için portföy değeri kolayca hesaplanabilir ve bu sonuçlar en uygun portföy değerini veren Ft için bulunabilir. Böyle bir hesaplamanın avantajı faiz oranlarının istatistiksel olarak durağan olmasıdır. Ancak gerçek hayatta böyle bir durum yoktur. Durağan olmama probleminin bir çözümü de serinin farklarının alınmasıdır. Eğer bir düzelme sağlanmazsa ikinci fark dahi alınabilir. Ancak vade her seferinde 1 birim kısalmaktadır. Forward oran eğrisinde artık durağanlık sağlanmıştır. Aday eğrilerden Ft+1 yerine Ft +ΔFk (Burada Fk rastsal bir değişken olmak üzere) kullanılabilir. Bu işlemin adı çabalamacadır (bootstrap) ve diğer denemelerden farklıdır. Sadece durağan olmama sorunları için geçerlidir. Ayrıca bu modellemede zaman serisi analizlerinden, arch modellerinden yararlanılabilir.

 Forward Oranlar İçin İstatistiksel Monte Carlo Simülasyonu 

            Forward oranlardaki dönemler arası beklenmeyen değişimler, vektörler olarak verilmiş olsun. G=(g1…..gn) verilerinin rastsal olduğu ve normal dağıldığını hesap edersek, kovaryans g matrisine ulaşılabilir.   “g” her simülasyon için ayrı ayrı hesaplanırsa buradan F1………Fn simültane forward orana ulaşılabilir. Forward oranlardaki beklenmeyen değişmelerin kovaryans  matrisini tahmin ederek bazı saptamalara ulaşılabilir.  Tahmin hipotezi, forward bono fiyatlarının spot fiyatlarının yansız tahmin edicisi olduğudur.

            F(Ti-1)=Ft(Ti)-(1/2) Var[Ft+1(Ti-1)-Ft(Ti-1)]

            Buradaki varyans t döneminde durumsal bilgi sağlamaktadır. İkame yanlı tahmin edici olan       Ft+1(TN) = Ft(TN) için her nokta bir önceki dönemim farkıdır        [Gs (Ti) =Fs(Ti) – Tahmini (Fs(Ti))]  iki zaman serisi arasındaki kovaryans standart kovaryans formülünden hesaplanabilir.

            Uygulamada X1,X2,…..Xn serisi tahmin edilemeyen forward orandaki değişimleri (1 yıl vadeli); Y1, Y2………..Yn tahmin edilemeyen forward oran değişimleri (vadesi 10 yıl) kullanılarak NxN lik kovaryans matrisi oluşturulabilir. Böylece g simüle edilebilir.

 Forward Oran Bileşenleri             Dönemler arası forward orandaki değişim paralellikte ve eğimde gerçekleşebilir.   Δ1 ve Δ2 gibi iki adet forward oran varsayılacak olursa  Δ1 de 100 baz puanlık paralel değişim olursa Δ1(T1) =Δ2(T2)=Δ1(T2) = 0,100 olur.  Forward kurdaki standart değişimler faktör olarak anılır.              Çalışmada tablo.1. 87 – 92 arasında haftalık forward oran değişimlerini ifade eden tablodur. İlk bileşen paralellik, İkinci bileşen  R2 lerdeki artıştır.             ΔFk = w1kΔ1 + w2kΔ2 +ek            Modelinde w1k ve w2k’nın residüleri minimum yapan ağırlıklar olarak seçilmesi gerekmektedir. Böylece ΔFk, Δ1, Δ2, w1k, w2k için çoklu regresyon en uygun şekilde gerçekleştirilebilir.             Simülasyon işleminin bazı avantajları vardır  bunlar; 1 – Veri kullanımı; Veri üretimi için sadece w vektörü ve C matrisi yeterlidir, forward oran farklarına gerek yoktur.2 – İstatistiksel analiz ve yenileme; Faizin rastsal yapısını hesaplamak w ve C yi yenileyerek mümkündür. Örneğin garch modelinde  volatiledeki değişimden zaman serisi modelleri oluşturulabilir. 3 -  Ölçümün amacı; Faizin rastsal yapısını tartışmaktansa burada hesaplanan kovaryansın yapısını hesaplamak daha anlamlıdır.  Çünkü değişimin miktarından çok oranı daha doğru bir ifade olarak karşımıza çıkmaktadır.  Risk Yönetimi             Risk yönetimi ile ilgili bir konu olan sabit gelirli portföylerin, değişik şoklardan nasıl etkilendiği konusu aynı zamanda forward oran konusu ile yakından ilgilidir. Örneğin forward oran eğrisindeki değişimler gibi. Hedge aygıtının koşullara bağışıklık göstermesi için ilk olarak  pazar değerindeki değişim  Δp ölçülebilir. Daha sonra Δh değerindeki değişim ölçülebilir. Δh hedge aygıtının başarımını ölçmektedir.  Buna göre şok nötralizasyonu  x şu şekilde bulunabilir;                         X =               Şoklara bağlı pazar değerindeki değişim  Δp +xΔh = 0 olarak bulunur. Forward oran eğrisi portföy için ölçüm ve kontrol sağlayarak farklı riskleri gösterir. N farklı riski N farklı hedge enstrümanıyla koruyarak bağışıklık pozisyonu yaratılıp  N farklı denklem için N faklı bilinmeyenin bulunduğu denklik sistemi çözülmelidir.  Vade Yağısından Türetilmiş Modelleme             Faiz oranı modeli kısa dönemli faizin zaman içinde rastsal değişeceğini öngören bir modeldir. Örneğin rt gecelik faiz oranını göstermek üzere Ho-Lee modeli şu şekildedir;             Rt = Rt-1 +at + btzt             At ve bt katsayıları kullanıcı tarafından belirlenir ve zt çıktıyı ifade eder. Zt (-1 , +1) olmak üzere a1, a2 faiz oranı paritesini farklı vadeler için gösterirken, b1, b2 faiz oranı değişkenliğini göstermektedir.             Bunun dışında Black –Derman – Toy modelide vardır, ayrıca çoklu faktör modelleride kullanılmaktadır. Bu modellerin tahminleri karar ağacı metotları ile Monte Carlo simülasyonları kullanılarak hesaplanır. Hangi model kullanılırsa kullanılsın aynı Ho-Lee modelindeki bulunan at ve bt gibi kullanıcı tarafından verilmek zorunda olan değişkenler vardır. Bunlar çoğu zaman kalibrasyon işlemi ile hesaplanır. Bu işlem için Black – Karasinski metodu uygulanabilir. Bu metot fiyatları, periyodik değişimleri, kısa dönem faizleri içerir.  Vade Yapısı Modeli İle Neler Yapılabilir a) Sabit getirili senetler fiyatlandırılabilir, muhasebe, planlama, ticaret için portföyün fiyatını tahmin etmek gerekmektedir. Yalnız her modelin hataları olabilir, dolayısıyla tahmin hataları oluşabilir. b) Risk değerlendirilebilir. Sabit getirili portföyün duyarlılığı şoklara vereceği tepkiler hesaplanabilir. Şoklu portföy değeri – şoksuz portföy değeri portföyün duyarlılığını verir.c)Risk yönetilebilir, eğer vade yapısı modeli şoklara karşı Δp yi ölçebiliyorsa o zaman potansiyel hedging duyarlılığını,  Δh yi  ölçebilir. Bu durumda şok nötralizasyon katsayısı aşağıdaki şekilde hesaplanır.                        x = – Δp / Δh              Bu yöneticiye riski yönetme şansı verir daha doğru model daha uygun kontrol sağlar. Vade yapısı modeli opsiyonel araçların değişim duyarlılıklarını ölçebilir. SONUÇ             Kullanılabilecek çok fazla model vardır, model sistemleri çerisinde en fazla kullanılan çok faktörlü modeldir, vadelerdeki akışın değişimini en uygun şekilde hesaplayan bu model aynı zamanda  aksak korelasyon ile katsayı tahminine yardımcı olur. Ancak hesaplamasının zorluğu ve kalibrasyon çok faktörlü modeli uygulamayı sıkıntıya sokar.Bunun dışında bir çok amaç için tekli faktör modeli risk ölçümünde, hedge oranı hesabında uygundur.  Hangi modelin uygulanacağı finans yöneticisinin becerisine kalmıştır.

« Daha eski yazılar